Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükme temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2015/385 Esas, 2016/162 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 205 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 53 üncü ve 51 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.

Sanık atılı suçu işlemediğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.

1. Sanığın, suç tarihi itibari ile Bolu Seben İlçe Jandarma Komutanlığında Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş olarak görev yaptığı ve Karşıyaka 4. İcra Dairesinin nafaka maaş haczi yazısının kendisine tebliğ edildiği halde ilgili icra dairesinin resmi belge niteliğindeki yazısını imha ettiği, böylece sanığın resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.

2. Mahkemece, sanığın üzerine atılı resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

5237 sayılı Kanun'un 205 inci maddesindeki "resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek" suçunun oluşabilmesi için resmi bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmekle birlikte maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanağının imkansız hale getirilmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek yok edilmesi ya da belgenin bütünlüğüne dokunmaksızın hak sahibinin ondan yararlanmasını engelleyecek şekilde gizlenmesi gerekmektedir. Failin bir belgeyi ortadan kaldırmak, bozmak veya gizlemekle elde etmek istediği sonuç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemekten ibarettir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç da tamamlanmış olur. Belgenin bozulması, yok edilmesi veya gizlenmesinin amacı hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının önlenmesidir. Diğer bir anlatımla anılan suç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemek amacıyla kanıt değeri taşıyan belgelerin ortadan kaldırılması, bozulması ya da gizlenmesi suretiyle oluşacaktır. Somut olayda ise belgenin sanığa tebliğinden itibaren istenen sonucun doğduğu,sanığın kendisine tebliğ edilen evrakı yırtmasının herhangi bir hukuki sonuç doğurmadığı bu nedenle resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunun unsurlarının oluşmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bolu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.02.2016 tarihli ve 2015/385 Esas, 2016/162 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2024 tarihinde karar verildi.