SUÇLAR: Kasten yaralama, hakaret
HÜKÜMLER: Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığı
Sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan neticeten hükmolunan 3000 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının, tür ve miktarı itibarıyla 5320 sayılı Kanun'un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu, ayrıca Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen vekilin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık ... hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı anlaşılmıştır.
Sanık ... hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yerel Mahkemece sanık ... hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (d) bendi ile 62 nci maddesi uyarınca 3000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
2. Yerel Mahkemece sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde düzenlenen hakaret suçundan aynı Kanun'un 129 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Katılan sanık müdafiinin temyiz isteği, sanıklar hakkında verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ve kararı lehlerine temyiz ettiklerine, hakaret suçunun sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğuna, delil takdirinde hataya düşüldüğüne vesaire ilişkindir.
Katılan sanık ...'ın devlet hastanesinde sağlık memuru olarak görev yaptığı, katılan sanık ...'nın da suç tarihinde kardiyoloji polikliniğine müracaat ettiği, kayıt için tıbbi sekreter E. B. ile görüştüğü, E. B.'nin katılan sanık ...'dan kimlik belgesini vermesini istemesi üzerine ... ile aralarında münakaşa yaşandığı, bunun üzerine katılan sanık ...'ın, katılan sanık ...'na elleriyle vurduğu, bunun etkisi ile katılan sanık ...'nın katılan sanık ...'a “Bana vuramazsın, Allah belanı versin, şerefsiz.” sözleriyle hakaret ettiği Mahkemece kabul edilmiştir.
A. Kasten Yaralama Suçuna Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Hükmün tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu, ayrıca 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 54 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında; sağlık hizmeti sunumu sırasında veya bu görevlerden dolayı personele karşı işlenen suçlar sebebiyle ceza hukuku kapsamında yürütülmekte olan işlemler ve davalarda personelin talebi üzerine Bakanlık ve bağlı kuruluşlarınca hukukî yardım yapılır. Bakanlık ve bağlı kuruluşları merkez ve taşra teşkilatı ile döner sermaye teşkilatı kadrolarında bulunan hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar, ayrıca vekâletname ibraz etmeksizin ilgili personeli vekil sıfatı ile temsil eder." ile Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen "Personelin, bir olayda hem mağdur hem de şüpheli veya sanık durumunda olması halinde mağdur sıfatıyla hukuki yardım yapılır" hükümleri gereği Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen vekilin 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık ... hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin olmadığı anlaşılmakla, katılan sanık ... vekilinin sanık müdafii sıfatıyla gerçekleştirdiği temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Hakaret Suçuna Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
Sanık ...'nın ikrarı ile tanık A. Ü.'nün anlatımları doğrultusunda hakaret eyleminin kasten yaralama suçuna tepki olarak işlendiği şeklindeki Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Sair Sebepler Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
A. Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.02.2024 tarihinde karar verildi.