Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Sanık hakkında, 05.03.2015 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 09.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
B. Sanık hakkında, 03.04.2015 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 29.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir.
C. Sanığın, erteleme süresi zarfında 28.05.2015 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının anlaşılması üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.07.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanunu’nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
D. İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2015/967 Esas, 2016/136 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği özetle; sanık kararı temyiz ettiğini belirtmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR (İlk Derece Mahkemesinin Kabulüne Göre)
Mahkemece, 05.03.2015 günü polis memurlarının kimlik sormak için sanığı durdurdukları, üzerinde birşey olup olmadığını sorduklarında sanığın üzerinde bulunan uyuşturucu maddeyi polis memurlarına verdiği, sanığın emniyet ifadesinde atılı suçu işlediğini ikrar ettiği, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 09.04.2015 tarihli, 2015/2184 Karar nolu kararıyla sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın sanığa tebliğ edildiği, sanığın denetimli serbestlik tedbiri uygulanması sırasında 04.09.2015 tarihli samba ve vaka görüşmesine katılmadığı, uyarı yazısının sanığa elden 21.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği, 02.10.2015 tarihli samba görüşmesine sanığın katılmadığı, sanığın geçerli bir mazereti olmaksızın denetimli serbestlik tedbirini ihlal ettiği, sanığın 18.12.2015 ve 09.12.2015 ve 03.04.2015 tarihlerinde uyuşturucu maddeyle yakalandığı gerekçesiyle sanık hakkında atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Olay tutanağı içeriğine göre, sanığın yakalanarak uyuşturucu madde ele geçirilmesi karşısında, suç konusu uyuşturucu maddelerin sayısı, niteliği ve ele geçiriliş biçimine göre, sanığın eyleminin ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin delilleri tartışma ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilip, görevsizlik kararı verilmesi yönündeki tebliğnamedeki 1 numaralı bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
1. Yargıtayın denetim işlevini yerine getirebilmesi için, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasına dayanak teşkil eden ve gerekçeli kararda bahsi geçen tensiben birleştirme kararı verilen İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/131 Esas ve İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/157 Esas sayılı dosyaları ve bu eylemlere ilişkin soruşturma evrakının aslı veya onaylı örneğinin dosya içerisinde ve/veya 5271 sayılı Kanun'un 38/A maddesi kapsamında Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) bulundurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. Sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararları ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, sanığın bu kararlara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı, 09.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ve 29.04.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu kapsamda inceleme konusu olayda sanığın ihlal sayılan eylemini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
Nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, başkaca yönleri incelenmeyen İzmir 36. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2015/967 Esas, 2016/136 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.02.2024 tarihinde karar verildi.