İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2017 tarihli iddianamesi ile sanık ...'in iki kez sanık ...'ın bir kez kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2.İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.10.2017 tarihli kararı ile sanık ...'ın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine, sanık ...'in 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 21.10.2019 tarihli kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı ile sanık ... müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulü ile davanın yeniden görülerek sanık ...'ın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'in ise 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
1.Sanık ... müdafinin temyiz istemi, müştekinin istinaf başvurusunun olmaması nedeniyle aleyhe hüküm kurulamayacağına, müşteki beyanlarının çelişkili olduğuna, suçun unsurunun oluşmadığına, yöneliktir.
2.Sanık ...'ın temyiz istemi, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna yöneliktir.
Dava konusu olay; sanıkların öncelikle hile ve zor kullanarak müştekiyi ormanlık alana götürüp darp ettikten sonra evinin önüne bırakması ve bu olaydan iki gün sonra bu kez sanık ...'in müştekiyi tehdit ederek aracına bindirdiği iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanık ...'ın üzerlerine atılı suçun sabit olmadığı kabul edilerek beraatine, sanık ...'in ise suçun basit halinden mahkumiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece Mahkemesince verilen hükmün hukuka aykırı olduğu kabul edilerek ilk olayın, sanıkların iştirak halinde kişiyi hürriyetinde yoksun kılma suçunu işledikleri ikinci olayda da sanık ...'in olayı tek başına işlediğini kabul edilmiş ve mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
1.Müştekinin sanık ...'in eski sevgilisi olduğu, ilk olayda sanıkların konuşmak bahanesi ile müştekiyi ormanlık alana götürüp darp ettikten sonra evine bıraktığı, 2 gün sonra ise bu kez sanık ...'in müştekiyi tehdit ederek buluştuğu ve aracına aldıktan sonra hakaret ettiği bunun üzerine müştekinin çevredekilerden yardım istediği, polislerin sanık ... ile müştekiyi araç içerisinde buldukları anlaşılmıştır.
2.Müşteki beyanı, sanıklar savunması, dosya içerisinde yer alan tutanak içeriği ile tüm dava dosyası kapsamından Bölge Adliye Mahkemesinin suçun sübut bulduğuna dair kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup, sanık ... müdafii ile sanık ...'ın temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
3. Sanıkların iştirak halinde hareket ederek katılanın vücut bütünlüğüne zarar verdikleri ve bu durumun doktor raporu ile sabit olmasına karşın, sanık ... hakkında şartları oluşmadığı halde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılamamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 21.10.2019 tarih, 2018/268 Esas sayılı kararında sanık ... müdafii ile sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2024 tarihinde karar verildi.