Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalılardan ... aleyhine Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/92249 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve takibin kesinleştiğini, takip sırasında davalı ...'in üzerine kayıtlı olan... plakalı aracı diğer davalıya 07.09.2015 tarihinde devrettiğinin anlaşıldığını, davalı ...'ın, davalı ...'in baldızı olduğunu, davalı ...'in kendisine ait olan aracı borcun doğumundan sonra akrabasına devretmesinin açıkça mal kaçırmaya yönelik olduğunu, tarafların birbirlerini tanıması nedeniyle iyiniyetli olamayacaklarını, her ne kadar takip konusu çeklerden sadece biri aracın satış tarihinden önce düzenlenmiş ise de çeklerin ileri düzenlenme tarihli olduklarını, müvekkiline ait müşteri çek giriş bordro dökümü ile sabit olduğu üzere 18.02.2015 tarihinde icra dosyasına konu olan çeklerin cari hesap kaydına işlendiği, çeklerden birinin dahi tasarruf tarihinden önce düzenlenmesinin taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve borcun doğumunun tasarruf tarihinden önceye dayandığını ispatladığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/92249 sayılı dosyasındaki takibe konu alacak yönünden... plakalı aracın 07.09.2015 tarihinde yapılan satış işleminin cebri icra yoluyla alacağın tahsiline yetki vermek üzere iptalini talep etmiştir. Davacı vekili 30.06.2018 tarihli dilekçesi ile davayı araç bedelinin tazminine dönüştürmüş; 18.06.2019 tarihinde dava değerini 100.292,97 TL'ye yükseltmiştir.

1. Davalı asıl ... cevap dilekçesinde; 2009 yılında nalburiye alanında faaliyete başladığını, 2015 yılı Şubat ayında toptancılık yapmaya başladığını ve "... ve ... Adi Ortaklığı"nı kurduklarını, bu kapsamda davacıdan yüklü miktarda mal aldıklarını, adi ortaklık yeni kurulduğundan ve çek defteri olmadığından kendi adına olan çeklerden ortaklık adına 10 adet çek düzenlediğini ve davacıya teslim ettiğini, sonrasında yaşanan sıkıntılar nedeniyle işi tasfiye etmeye karar verdiklerini ve davacı ile konuştuklarını, ellerinde kalan malları davacıya iade etmek ve kalan miktarı da yapılandırarak ödemek konusunda anlaştıklarını, davacının da çekleri kullanmayacağını, kendisinin ellerinde kalan malları iade faturası düzenleyerek davacıya teslim ettiğini, ancak davacının kendisinin de işlerinin iyi olmadığını belirterek çekleri ciro ettiğini beyan ettiğini ve teminat çeklerini iade etmediğini, çeklerin kullanılması nedeniyle itibarsızlaştığını ve bankaların da kredilerini geri çağırmaya ve sıkıştırmaya başladıklarını, bu süreçte üzerine kayıtlı malları satarak borçlarını ödediğini, amacının mal kaçırmak olmayıp borçlarını ödeme olduğunu, bu süreçte adına kayıtlı olan... plakalı aracın 150.000,00 TL karşılığında satışı hususunda diğer davalı ile anlaştıklarını, araç bedelinin banka vasıtası ile 02.09.2015 tarihinde ödendiğini, kendisinin de aynı gün ... Halkbankasına olan kredi borçlarına mahsuben 90.000,00 TL ve 60.000,00 TL ödeme yaparak kredi kapama işlemi yaptığını, tüm bu hususların banka kayıtları ile sabit olduğunu, davacının davranışları nedeniyle sokağa çıkamaz ... geldiğini, kendisinin ortaklık kurduğu kişilerle davacının yakınlığı olması nedeniyle onlara karşı takibe girişmediğini, ortaklığın bütün borcunu kendisine ödetmeye çalıştığını, diğer davalının esnaf olduğunu ve aracı alabilecek ekonomik durumu olduğunu, kendisinin mal kaçırmak amacıyla hareket etmediğini, amacının borçlarını ödemek olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu aracı 02.09.2015 tarihinde 150.000,00 TL karşılığında bedelini ödeyerek satın aldığını, yaklaşık iki yıl sonra 16.08.2017 tarihinde dava dışı kişiye aracı sattığını, araç dava tarihinden önce satıldığından tasarrufun iptalinin istenilemeyeceğini, davacının dosyaya aciz vesikası sunmadığını, icra takibine konu çeklerin sadece bir tanesinin satış tarihinden önce düzenlendiğini, diğerlerinin satış tarihinden sonra düzenlendiğini, bu nedenle dava değerinin satış tarihinden önce düzenlenen çekin bedeli kadar olduğunu, müvekkilinin diğer davalının eşinin ablası olduğunu ve aracı bedelini banka kanalıyla ödeyerek satın aldığını, aracın devrinde muvazaaya ilişkin bir durum olmayıp bağışlama da söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; konusunda uzman mali müşavir bilirkişiden alınan rapora göre 18.02.2015 tarihinde davacı ile davalı ... arasında ticari ilişkinin başladığı, buna göre dava konusu aracın borcun doğum tarihinden sonra 07.09.2015 tarihinde satıldığı, davalılar arasında ikinci dereceden kayın hısımlığı olduğu, davalı ...'ın araç bedelini 57 EE 510 plakalı araç için yatırdığı, ancak araç plakasının... olduğu, araç bedeli olan 150.000,00 TL'nin 02.09.2015 tarihinde saat 13.36'da yatırıldığı, davalı ...'in kredi ödemelerini 02.09.2015 tarihinde saat 10.20 ve 10.21'de ödediği, araç bedelinin kredi ödemelerinden bir kaç saat sonra yatırılması karşısında araç bedeli ile kredilerin ödenmediğinin anlaşıldığı, tüm bunların davalılar arasındaki satışın muvazaalı olduğunu gösterdiği, davalı ...'ın aracı 16.08.2017 tarihinde dava dışı kişiye sattığı ve davacının da davayı bedele dönüştürdüğü, bu durumda aracın üçüncü kişiye devredildiği tarih olan 16.08.2017 tarihindeki araç bedeli olan 100.292,97 TL'den davalı ...'ın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu... plakalı aracın davalı ...'ın elinden çıkardığı 16.08.2017 tarihindeki gerçek değeri olan 100.292,97 TL'nin davacı tarafın Samsun 9. İcra Dairesinin 2016/92249 Esas sayılı takip dosyasındaki alacak ve ferileri ile sınırlı olarak davalı ...'dan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; muvazaa davasının tasarrufun iptalinden farklı olarak borçlunun yaptığı işlemin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit etmeye yönelik olduğunu, ispat yükünün de davacı olduğunu, davacının davayı ispatlayamadığını, araç bedelinin banka üzerinden nakden ve defaten ödendiğini, aracı satın alan kişinin borçlunun eşinin kız kardeşi olmasının tek başına muvazaa açısından önemli olmadığını, davacının iddiasının muvazaa olması nedeniyle 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devam eden maddelerinde düzenlenen karineden hareket edilmesinin yanılgılı olduğunu, davacının satıştan sonra da aracın müvekkili ... tarafından kullanıldığına ilişkin ispat yükünün de yerine getirilmediğini, davacı ile davalı ... arasındaki ticari ilişkinin Samsun'da gerçekleştiği, diğer müvekkili ...'ın ise ... da ikamet ettiği, müvekkili ...'ın diğer müvekkilinin ticari alacak verecek durumunu bilmediği gibi bu hususu araştırmak gibi bir yükümlülüğü de bulunmadığını, bankacılık alanında uzman bilirkişi incelemesi gerektiren hususlarda mahkemenin resen hareket etmesinin de hatalı olduğunu, davacının iddiasını ispatlayamadığını, mahkemenin gerekçesinde yer verilen hususların ispat için yeterli olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığından davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, BK 19 uncu maddesi gereği açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi.

Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından davalı ... aleyhine Samsun 9. İcra Müdürlüğünün 2016/92249 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile taraf beyanlarından davacı ile davalı ... arasındaki ticari ilişkinin 18.02.2015 tarihinde başladığı, davalı ...'in davacının alacağının doğum tarihinden sonraki bir tarih olan 07.09.2015 tarihinde diğer davacı ...'a devredildiği, eldeki davada anılan devir işleminin 6098 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesi gereğince muvazaalı olduğunun iddia edildiği, dava konusu edilen aracın dava tarihinden önceki bir tarih olan 16.08.2017 tarihinde davalı ... tarafından dava dışı kişiye devredildiği, davacı vekilinin ise 30.06.2018 tarihinde dava konusu aracın dava dışı kişiye satılması nedeniyle davayı bedel tazminine dönüştürdüklerini beyan etmiştir.

6100 sayılı Kanun'un "Dava konusunun devri" başlıklı 125 nci maddesinin birinci fıkrası "(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:
a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.
b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür." şeklindedir.

Somut olayda; dava konusu olup muvazaalı devredildiği iddia edilen... plakalı aracın dava tarihi olan 23.08.2017 tarihinde davalılar adına kayıtlı olmadığı, dava tarihinden önce 16.08.2017 tarihinde davalı ... tarafından dava dışı kişiye satıldığı, dava konusu aracın dava tarihi itibarıyla davalılar adına kayıtlı olmaması nedeniyle 6098 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesine dayalı olarak satış işleminin iptali istemiyle açılan davanın bedelin tazminine dönüştürülmesi mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

Şu durumda; davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

1. Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının davalılara iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.