İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 20.06.2019 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında silahla tehdit suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 106 ıncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 53 üncü maddesi ve 54 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.06.2020 tarihli kararı ile; sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kanaatine varılarak, eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesi, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 15.12.2020 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf talebinin 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; mağdurlardan ...’nin şikayetinden vazgeçtiği dikkate alınmadan, sanığın sabıka kaydı nedeniyle mahkûmiyet kararı verildiğine ve Bölge Adliye Mahkemesince dosya incelenmeden verilen kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

Dava konusu olay, saat 03.00 sıralarında mağdur ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile yanında dayısı mağdur ... ve kız kardeşi ...olduğu halde seyir halinde iken sanığın mağdurların aracını durdurduğu, yaralı olduğunu söyleyerek yardım istediği, ardından aracın sağ ön kapısını açarak mağdur ...'i yakasından çekip çıkardığı, ön koltuğa oturarak elinde bulunan bıçağı mağdur ...'ın karnına dayayarak arabayı sür dediği, mağdur ...'ın korku ile aracı hareket ettirdiği, sanığın bir kaç kez aracın anahtarını alarak aracı durdurup kendisini Ödemiş'e götürmeleri için mağdurları zorladığı, mağdurların sanığı Nazilli otogarına gitmeye razı ettikleri, bu şekilde sanığın korkutması ile mağdurların bir süre yolculuk etmek zorunda kaldıkları, mağdur ...'in bir fırsat bulup aracın anahtarını sanıktan alarak araçla polis noktasına giderek yardım istediği, sanığın olay yerinden kaçmasının ardından olay yeri civarında görülerek yakalandığına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, mağdurlara karşı cebir ve silahtan sayılan bıçakla tehdit kullanmak suretiyle mağdurları hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bıraktığı, mağdurların sanığın istekleri doğrultusunda hareket etmek zorunda bırakıldığı, dolayısıyla sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Mahkemenin kararında usûle ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Olaylar ve olgular bölümünde belirtilen hususlar ile dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, temyizin kapsamına göre, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine yönelik Mahkemenin suçun sübutu ve kabulünde isabetsizlik görülmemiş olup yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin
saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 15.12.2020 tarihli ve 2020/907 Esas, 2020/1232 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2024 tarihinde karar verildi.