İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının 29.07.2016 tarihli iddianamesi ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.

2. Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2017 tarihli kararı ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmiştir.

3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 11.10.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükmüne yönelik katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulü ile duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda sanığın üzerine atılı suçtan 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz istemi, mağdurun rızasının olduğuna, mağdurun beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğine, mağdurun bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiğine ilişkin adli rapor dikkate alınarak suç vasfında yanılgıya düşülerek hüküm kurulduğuna, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, aynı olayla ilgili önceki tarihlerde takipsizlik kararı verilmesi nedeniyle yeni delil elde edilmeden kamu davası açılamayacağına yöneliktir.

1. Dava konusu olay; sanığın 15 yaşından küçük olan katılan mağduru hile ile 3 gün süreyle yanında tuttuğu iddiasına ilişkindir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediğinden bahisle beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk derece Mahkemesince verilen hükümde, katılan mağdurun 15 yaşından küçük olması nedeniyle rızasının geçerli olmadığı ve suçun sübut bulduğu belirlenerek sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

1. Katılan mağdur ile sanık arasında gönül ilişkisi olduğu, olay tarihinde mağdurun 15 yaşından küçük olduğu ve tarafların rızaen kaçtıkları olayda, mağdurun rızasının geçerli sayılamayacağı ve suçun oluştuğuna dair mahkeme kabulünde isabetsizlik görülmemiş, sanık müdafinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından alt sınırdan uzaklaşılmak sureti ile hükmün kurulma gerekçeleri yerinde ve yeterli görüldüğünden tebliğnamede bu hususta yer alan görüşe iştirak edilmemiştir.

3. Sanık ile katılan mağdurun sevgili oldukları ve evlenmek amacıyla evden kaçmaları karşısında, suçun cinsel amaçla işlendiğine dair Bölge Adliye Mahkemesi uygulamasında isabetsizlik görülmemiş, tebliğnamede bu hususta yer alan görüşe iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 11.10.2018 tarih ve 2017/2308 Esas sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE. 12.02.2024 tarihinde karar verildi.