Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve men'i davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının "..." esas unsurlu markaları ile toptan satış mağazacılığı alanında faaliyet gösterdiğini, yapılan tanıtım çalışmaları ile Türkiye'de tanınmış marka haline geldiğini, davalının davacının tanınmış markasının esaslı unsuru olan "..." ibaresini izinsiz kullanarak "... ..." adı altında ticari faaliyette bulunduğunu, iltibas yaratacak şekilde ve davacının markalarının tescilli olduğu sınıfta kullandığını belirterek, davalının "... ..." ibaresini, davacının markalarının tescilli bulunduğu sınıflar kapsamındaki hizmetler üzerinde tek başına yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullanmasının, bu markalar altında ürün üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, dağıtımını yapmasının, satışa arz etmesinin, ithal ya da ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının davacı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait "... ..." ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakının ve işbu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde, iletilen, satılan, sağlanan, dağıtılan, satışa arzedilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evraka el konularak, esasa ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip imhasına karar verilmesini, kararın kamuya yayın yoluyla duyurulmasını, davalı kullanımının ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava açma süreleri yönünden hak düşürücü süreler dolduğundan davanın usulden reddini, işyeri tabelasında "..." ibaresini kullanmadığını, tabelada "DÜKKAN SİZİN ...-47 her zaman yanınızda AKMAR" ibaresinin yazdığını, davacının dava açmakta menfaati bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre Trabzon ilinde faaliyet gösteren davalıya ait ... dükkanında "... ... 10" ibaresinin işletme adı olarak ve markasal olarak kullanıldığı, davalının cevap dilekçesinde de "... 10" ibaresini kullandığı, her ne kadar yargılama sırasında yapılan keşifte davalının iş yerinde "..." ibaresinin kullanılmadığı belirtilmişse de, bilirkişi raporunda yer alan iki numaralı fotoğrafta iş yerinin camında yer alan afişte "... ..." ibaresinin yazılı olduğunun görüldüğü, ayrıca davacı tarafça dosyaya sunulan ve davalının kendi işyerine ait olmadığına dair itirazda bulunmadığı fotoğraflarda "... ...-10" ibaresinin tabelada ve dükkanın içinde yer aldığının tespit edildiği, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde aynen kullanıldığının anlaşıldığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının tescilli ticaret unvanı bulunmadığından ticaret unvanının terkini ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "..." markasının Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT) nezdinde dava dışı ... Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğu tespit edildiğinden, davacının bu davayı açmakta menfaati bulunmadığını, "..." ibaresi davacının tanınmış markası olsa dahi bu kez, davacının "..." değil davaya konu "... ..." ibaresinin önlenmesini ve men'ini talep etmiş olması nedeniyle, taleple bağlılık gereği Mahkemece "..." ibaresinin men'ine karar vermesinin hukuka uygun olmadığını, taleple bağlılık ilkesi gereği davacının bu taleplerinin reddi gerektiğini, davacının sahibi olduğu "..." değil de hak sahibi olmadığı "... ..." ibaresinin men'ini talep etmesi nedeniyle de davanın usulden reddi gerektiğini, davacının “... ... ibaresinin ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine" şeklindeki talebinin reddi ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerine, karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyada davanın açıldığı tarihte davalıların tabelada veya iltibas yaratacak başka şekilde "..." markasını kullandığına dair delil bulunmadığını, horon figürlü "..." ibaresinin bile "BAKKALIM" ifadesi olmadan asla kullanılmadığını, gerek dava tarihi öncesinde gerek dava tarihi itibariyle, tabelada ve ürünlerde "..." ibaresinin kullanılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davalıların "..." ibaresini hiçbir zaman tek başına kullanmadığını, keşif ve talimat bilirkişi delili de dahil olmak üzere birden fazla bilirkişinin kullanım olmadığına, marka hakkı kullanımına tecavüz olmadığına ve dahi iltibas olmadığı delillerine karşı davacı tarafın dava tarihinden çok daha önce çekilmiş bulunan fotoğraflara göre hukuka uygun bir şekilde karar verilemeyeceğinin açık olduğunu, davacı tarafın tespitlerinin dava tarihinden neredeyse 6 ay ya da 1 yıl önce olduğunu, icra tespitlerinde dahi davacı yanın sürekli bu davalarına maruz kalan müvekkillerinin, 2016 yılındaki haciz/infaz işlemleri sırasında kimi Bakkallardaki tabeladan ... ibaresini sildikleri, yeni tabela siparişi verdikleri ve hatta kiminin devir gibi ve sair işlemler de dahil olmak üzere komple tabelayı değiştirdiğinin tek tarafla tanzim edilen haciz tutanaklarından anlaşıldığını, dava açıldığı sırada tabelada ... ibaresinin kullanımının mevcut olmadığını, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiğini, eldeki davada davalının, dava aşamasında, ... ifadesini başkalaştırmak suretiyle dahi kullanmamış olduğunu, "..." ibaresinin tabelada veya ürünlerde dava açılışı sırasında kullanıldığını iddia eden tarafın, dava açmaya yakın, makul süre içerisinde davalının kullanımını tespit etmesi gerektiğini, "..." markasının davacının tanınmış markası olmadığını, "..." ibaresi tek başına ne tabelalarda ne de işletme unvanında kullanılmadığından, iltibas teşkil etmeyecek şekilde başkalaştırılarak kullanıldığından haksız rekabet de teşkil etmeyeceğini, işletmenin tabela dahi başka hiçbir yerinde ... ibaresi bulunmazken, sabit olmayan, takılır çıkarılır bez afişte TRABZON ... ... yazdığı gerekçesiyle, diğer unsurlar birlikte değerlendirilmeksizin iltibasa kanaat etmenin eksik inceleme olduğunu, anılan afişin bakkala ait olmayıp, ürün sağlayan toptancıların ürün tanıtım afişleri olduğunu, davacının işbu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun davalının savunmalarını doğruladığını, şartlı talepte bulunulamayacağından unvan terkini talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığı "..." esas unsurlu markalar üzerinde gerek tescil ve gerekse kullanımı sebebiyle gerçek hak sahibi olduğu, davalı taraf her ne kadar fiilen kullanmadığı iddiasında ise de, dosya içerisindeki tüm fotoğraflar birlikte değerlendirildiğinde ve takılır çıkarılır afiş dahi olsa kullanımın bulunduğu ve bu tür kullanımların da iltibasa sebebiyet verdiği, Mahkemece bu yönde yapılan değerlendirmede aykırılık bulunmadığı, dosyaya celp edilen marka tescil kayıtlarından, davacı adına 35. sınıfta ... ibareli markaların tescilli olduğu anlaşıldığından ... markasının dava dışı ... Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş.'ye ait olduğuna yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan fotoğraflardan ve talimat raporundan davalı tarafça markanın kullanımının tespitinin yapıldığı anlaşıldığından markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespitinin yerinde olduğu, ancak bilirkişi raporunda kullanıma dair başkaca tespitin yapılmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın tam kabulü ile, davalının kullanımının bulunmadığı ürünler üzerinde kullanım, markanın kullanıldığı ürünlerin üretilmesi, ürettirilmesi, bu ürünlerin satılması, internet üzerinde tanıtım, reklam ve promosyon yapılmasının önlenmesi ve menine karar verilmesi, hükmün devamında reklam broşür gibi tanıtım evrakları, ambalaj, afiş, fatura ve benzeri ticari evraklara el konularak imhasına karar verilmesinin yerinde olmadığı, davalının ticaret unvanında, ... ibaresini kullanmadığı tespit edildiğinden davacının unvan terkini talebinin de reddine karar verilmesi gerekirken, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne davalının davacıya ait "..." esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresini işyeri tabelasında kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalı tarafça davacıya ait markaların esas unsuru olan "..." ibaresinin işyeri tabelasında kullanımının önlenmesine, tabeladaki ... ibaresinin silinerek veya üzerinin görünmeyecek şekilde boyanarak tecavüzün ve haksız rekabetin ref'ine, hüküm özetinin ilanına, davalının ticaret unvanında "..." ibaresini kullanmadığı anlaşıldığından ticaret unvanının terkini talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; "..." markasının TÜRK PATENT nezdinde dava dışı ... Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı olduğu tespit edildiğinden, davacının bu davayı açmakta menfaati bulunmadığını, markanın davacıya ait olduğunun tespiti halinde dahi, davacının markasının ... ibaresi olduğunu, davalının "... ..." ibaresini kullanmasının önlenemeyeceğini, dosyada davanın açıldığı tarihte davalıların tabelada veya iltibas yaratacak başka şekilde "..." markasını kullandığına dair delil bulunmadığını, dava tarihi itibariyle, tabelada ve ürünlerde "..." ibaresi kullanılmış olmadığı gibi dava tarihinde davalıya ait işletmenin kapatılmış halde olduğunu, davacının dayandığı bilirkişi delilinin de davacının iddialarını reddeder nitelikte olduğunu, talimat dosyasında bilirkişi tarafından mahallinde yapılan keşifte davalının işletmesini kapatmış olduğu, davalının "..." ibareli markaya eşit ya da benzer bir kullanımı bulunmadığının tespit edildiğini, "..." ibaresinin tabelada veya ürünlerde dava açılışı sırasında kullanıldığını iddia eden tarafın, dava açmaya yakın, makul süre içerisinde davalının kullanımını tespit etmesi gerektiğini, "..." markasının davacının tanınmış markası olmadığını, "..." ibaresi tek başına ne tabelalarda ne de işletme unvanında kullanılmadığından, iltibas teşkil etmeyecek şekilde başkalaştırılarak kullanıldığından haksız rekabet de teşkil etmeyeceğini, ayırt ediciliği zayıf bir markayı seçen kimsenin bunun sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, dava tarihinden önce "..." ibaresini sildirdiğini, davacının işbu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun davalının savunmalarını doğruladığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkini istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29 uncu maddesi,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 üncü maddesi.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.