Ret

Taraflar arasındaki patent tescil belgesinin hükümsüzlüğü, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin 2010 yılından itibaren "tütünsüz, nikotinsiz bitkisel nargile melası" ürettiklerini, nargile alanında yarattıkları bu buluş ile piyasada kısa sürede tanınmış hale geldiklerini, "Tanya" markası adı altında üretip sattıkları "bitkisel nargile melası" patentlerini Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT) nezdinde 2010/08975 tescil nolu patent ile tescil ettirerek koruma altına aldıklarını, müvekkilleri ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının müvekkillerinin tescilli patent ürünlerinin birebir aynısını üretip piyasaya sunarak müvekkillerinin emeğinden faydalanarak müvekkillerine zarar verdiklerini, Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/18843 Soruşturma numaralı dosyasıyla davalıdan şikayetçi olduklarını, taklit ürünlerin toplatılmasına ve yediemin olarak davalı tarafa bırakılmasına karar verildiğini, davalı tarafın anlaşma isteği üzerine karşı tarafla bir taahhütname imzaladıklarını ve taahhütnamedeki "hiçbir şekilde ne kendi adına ne "Ayışığı Ticaret" adına ve ne de pay sahibi oldukları tüzel kişiler adına, nargile melası üretmeyecek, satmayacak ve pazarlamayacak" taahhüdü doğrultusunda soruşturma dosyasındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini, taahhütnamenin imzalanmasından sonra davalı tarafın "nargile melasının üretim yöntemi" başlığı altında TÜRK PATENT nezdinde 2014/15869 nolu patent başvurusunda bulunarak tescil ettirdiğini, bu durumun karşı tarafın açıkça kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, davalının 2014/15896 sayılı patent başvurusunda birtakım kelime oyunlarıyla müvekkillerine ait 2010/08975 sayılı patentin aynısının tescil edildiğinin açıkça görüldüğünü, müvekkillerine ait patentle dava konusu 2014/15896 sayılı patentin "buluş özeti" kısımları karşılaştırıldığında ikisinde de "bitkisel nargile melasından" söz edilmekte olduğunu ve tarifname kısmında ikisinin de getirdiği yenilik ve faydaların aynı olduğu, müvekkillerine ait patent belgesindeki tanımlama ve işlevle birebir aynı olduğunun anlaşıldığını, müvekkillerine ait patentin dava konusu patentin yenilik vasfını ortadan kaldırmaya yeterli olduğunu, müvekkillerinin patenti karşısında dava konusu patentin yenilik vasfını taşımadığını, davalı tarafın facebook hesabı üzerinden müvekkillerine ait "tanya" markasını kötüler biçimde tehditkâr ifadelerle yazılar paylaşıldığını ve bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek 2014/15896 sayılı patentin "yenilik" vasfını taşımadığından hükümsüzlüğüne, davalı tarafın fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin patenti ile davacı patentinin benzer olmadığını, davacı patenti ürün patenti iken müvekkillerine ait patentin usul patenti olduğunu, davacının patentine konu ürün ile müvekkillerinin patentine konu üretim usulü sonucu ortaya çıkan ürünün farklı olduğunu, Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/18843 Soruşturma dosyasında yürütülen soruşturmada müvekkillerinin davacının patent haklarına tecavüz ettiğinin iddia edildiğini ancak ürünlerin incelenmesi sonucu içerik tespitinin yapılamadığına yönelik rapor geldiğini, davacıların patentleri ile kendilerine sağlanabilecek koruyuculuğun da tartışmalı olduğunu, davacıların patentinin incelemesiz patent olduğunu, 21.05.2013 tarihli araştırma raporunda belirtildiği üzere yurt dışında davacılardan önce davacıların ürününü açıklayan patent başvurusunun yapıldığını, davacı patentinin yeni olmadığı gibi buluş basamağı da içermediğini, davacıların Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/18843 Soruşturma sayılı soruşturmanın patent hakkına tecavüz suçu olmaması sebebiyle yerinde olmadığını, dosyanın uzaması ve müvekkillerinin ürünlerine el konulması nedeniyle müvekkilinin taahhütname imzalamak ve davacılara para ödemek durumunda kaldığını, müvekkilinin taahhütnameye aykırı bir eylemi de bulunmadığını, müvekkillerinin patent başvurusunda kelime oyunu yaparak TÜRK PATENT'i kandırmalarının mümkün olmadığını, tescili talep edilen şeyin yeni ve buluş basamağına sahip olması gerektiğini, davacıların tescilli yöntem patentlerinin bulunmadığını, facebook üzerindeki yazışmaların davacılar ile bir ilgisinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (551 sayılı KHK) 7 nci maddesi hükmüne göre, dava konusu 2014/15896 sayılı incelemesiz patentin, davacının patent başvurusuna dönüştürülen incelemesiz patenti karşısında yeni olmadığı, davalı patentinin ürün veya usul patenti olmasının sonuca etki etmeyeceği, Mahkemece benimsenen 20.11.2019 tarihli bilirkişi raporuyla davaya konu 2014/15896 sayılı incelemesiz patentin yeni ve tekniğin bilinen durumunun aşılması kriterlerine sahip olmadığı ve davalı patentinin hükümsüzlüğü koşullarının somut uyuşmazlıkta mevcut olduğu tespit edildiğinden davalıya ait 2014/15896 tescil nolu patentin hükümsüzlüğüne, davacı vekili 15.01.2020 tarihli duruşmadaki beyanları ile haksız rekabet ve tecavüzün önlenmesine yönelik taleplerinden feragat ettiğinden davacının haksız rekabet ve tecavüzün önlenmesine ilişkin taleplerinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının herhangi bir hukuki değerlendirme barındırmadığını, karara dayanak gösterilen 20.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda usulüne uygun denetime elverişli bir inceleme yapılmadığını, patentin asıl koruma kapsamını belirleyen istemler üzerinde hiçbir inceleme ve karşılaştırma yapılmadığını, bu şekilde patentin hükümsüzlüğüne ilişkin teknik inceleme yapılması mümkün olmadığı gibi raporun bu hali ile denetime de elverişli olmadığını, oysa ki istemler üzerinde inceleme yapılsa idi iki patentin birbirinden çok farklı olduğunun görüleceğini, müvekkiline ait patentin bir usulü koruduğu, davacıya ait patentin ise bir ürünü koruduğu ve bu özellikten dolayı yenilik vasfının etkilenmeyeceği dolayısıyla bu durumun hükümsüzlüğe sebep olamayacağının ortaya çıkacağını, dosyada davacının kendi patent başvurusundan başka yeniliğe ilişkin sunulmuş bir delil de bulunmadığını, müvekkilinin patenti ile davacıların patent başvurusunun benzer olmadığını, davacıların patent başvurusunda tarif edilen içeriklerle müvekkilinin patenti ile üretilen ürünlerde yer alan içeriklerin de birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin patentinin yeni olup buluş basamağı içerdiğini, bu nedenle davacıların, müvekkilinin patentinin yenilik vasfını taşımadığı ve hükümsüz kılınabileceği değerlendirmesinin hatalı bir değerlendirme olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının patent başvurusunun davalıdan önce olduğu, İlk Derece Mahkemesince aldırılan bilirkişi raporuyla davalı adına tescilli patentin yenilik içermediği ve hükümsüzlük koşullarının bulunduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunun denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, patent tescil belgesinin hükümsüzlüğü, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 186,370 ve 371 inci maddeleri, 551 sayılı KHK'nın 7 nci maddesi.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.