BİRLEŞEN DAVA: Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/349 E.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı borçlu ...-Gıda Turz. İnş. Gıda Paz. Tarım Hay. San ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kredi genel sözleşmesine istinaden adı geçen dava dışı şirkete ticari krediler kullandırıldığını, davalıların ise 29.11.2011 tarih 400.000,00 TL bedelli kredi genel sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalılar aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen dosya dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı borçlu ...-Gıda Turz. İnş. Gıda Paz. Tarım Hay. San ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan kredi genel sözleşmesine istinaden adı geçen dava dışı şirkete ticari krediler kullandırıldığını, davalının ise 29.11.2011 tarih 400.000,00 TL bedelli kredi genel sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davalılar vekili cevap dilekçesinde; icra takibine konu sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin geçerli olması için gerekli olan unsurların sözleşmede bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibine konu sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin geçerli olması için gerekli olan unsurların sözleşmede bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın genel kredi sözleşmesine istinaden başlatılan icra takibine davalı kefillerin itirazlarının iptali istemine ilişkin olduğu, mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, davalıların Erzurum 1. İcra Müdürlüğünün 2017/5903 E. sayılı dosyasına yönelik itirazlarının 151.425,91 TL asıl alacak, 3.827,57 TL gecikme faizi, 12.883,63 TL işlemiş akdi faiz, 853,56 TL BSMV ve 392,06 TL ihtarname masrafı için iptaline, takip konusu asıl alacağa takip tarihinden itibaren %21,6 oranında faiz işletilmesine ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmasına, davalılar aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili ve asıl ve birleşen davada davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin takip konusu alacağa %14,4 akdi faiz ve %21,6 oranında temerrüt faizi uygulamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmeye göre temerrüt durumunda bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranının % 50'sinin ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi uygulanması gerektiğini, dava konusu kredinin cari faiz oranı %26 olduğu için temerrüt faizi de bu oranın %50 'sinin ilavesi suretiyle %39 olarak tespit edildiğini, bankaca ticari kredilere uygulanan genel faiz oranlarının genelge ile duyurulduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibinin dayanağı olan sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmenin geçerli olabilmesi için gerekli olan unsurların çoğunun bu sözleşmede olmadığını, asıl alacaklı ve kefillerin neye imza attıklarını bilmedikleri gibi borcun limiti ve vade tarihi hakkında herhangi bir ibare bulunmadığını, davacı bankanın öncelikle asıl borçluya müracaat etmesi gerektiğini, sonra kalan kısım için kefiller hakkında takip yapabileceğini belirterek lk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamından davacı bankanın dava konusu kredi alacağı için fiilen uyguladığı akdi faiz oranının yıllık %14,40 olduğu, bu oranın %50'sinin ilavesi suretiyle uygulanması gereken temerrüt faiz oranının ise %21,60 olduğu, ispat yükü kendisinde olan davacı bankanın davalıların temerrüt tarihinde aynı tür krediler için fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uyguladığına ilişkin dosyaya yeterli bilgi ve belge sunmadığı, %21,60 temerrüt faiz oranı esas alınmak suretiyle davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan alacaklı olduğu tespit edilen miktar üzerinden hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediği, davacı banka ile asıl borçlu dava dışı şirket ve müteselsil kefil olan davalılar arasında imzalanan sözleşmenin geçerli olup, gerekli unsurları taşıdığı, davalıların neye imza attıklarını bilmedikleri yönündeki iddianın dosya kapsamı itibariyle ispatlanmamış olduğu, davacı bankanın kredi borçlusu ile birlikte kefil olan davalılara karşı icra takibi başlattığı, davalıların kefaletinin müteselsil kefalet olduğu, davacının asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden önce kefil hakkında takip yapmak yetkisine sahip olduğu, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada, genel kredi sözleşmesine istinaden başlatılan icra takibine davalı kefillerin itirazının iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586 ncı maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Asıl ve birleşen davada davacıdan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.