Esastan ret
Taraflar arasındaki TÜRK PATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) iptal ve hükümsüzlük davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... ibareli markaların davacılar adına tescilli ortak hizmet markası olduğunu, davacıların uzun yıllar süren emek, çok büyük yatırım ve tanıtım faaliyetleri sonunda İstanbul'da, en büyük ev, ofis ve alışveriş-eğlence merkezlerinden biri olan “... Ortak Projesi”ni hayata geçirdiklerini, 2004 yılında ... ibaresini ortak hizmet markası olarak tescil ettirdiklerini, ... ibareli 7 ortak markaları bulunduğunu, ayrıca markalarının OHIM nezdindede tescilli olduğunu, bu anlamda ... ibaresini tanınmış hale getiren tarafların bu ibare üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, davalının başvurusunu yaptığı ... ibaresinin davacıların çok tanınmış seri hizmet markası ... ile işaretsel ve sınıfsal olarak benzer olduğunu, davalının davacılar markası ile ayniyet derecesinde benzer marka başvurusunun haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Kurum kararının yerinde olmadığını, davalının söz konusu işareti bilinçli olarak seçtiğini, iyi niyetli bir davranış söz konusu olmadığını, davalı markasının tescilinin davacı markasının ayırt ediciliğini yok edeceğini, davalının haksız kazanç elde edeceğini ileri sürerek 2019-M-7447 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2018/111010 sayılı başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı TÜRK PATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markalar arasında benzerlik bulunmadığını, dava konusu “...” ve “...” kelimelerinin günlük hayatta kullanılmayan bu anlamda yüksek ayırt edici niteliğe sahip işaretlerden olduğunu, yine dava konusu markaların okunuş ve yazılışlarının farklı olduğunu, “...” ve “...” ibareli aynı ya da farklı sınıflarda tescilli markaların olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 43. sınıf dışında davalı markası kapsamında kalan 03,18,25 ve 35. sınıf mal/hizmetlerin tamamının davacı taraf markalarının tescilli olduğu emtiadan farklı olduğu, davalı markasının büyük, siyah harflerle yazılmış ... ibaresinden, davacının "..." ve "..." ibareli markalarının da büyük, siyah harflerle yazılmış kelime markaları olduğu, davacı tarafın diğer markalarının ise "... ŞEKİL", "KANYONLINE ŞEKİL", "RADYO ... ŞEKİL" unsurlarını haiz karma markalar olup davacıların "..." seri markalarının sahibi bulunduğu, davalı adına tescilli ... ibaresinin Türkçe karşılığının “kanton/küçük eyalet”, ... kelimesinin ise “genellikle kireçtaşı, kumtaşı gibi suyu kolaylıkla geçiren katmanlar içinde görülen, bir akarsuyun oyarak oluşturduğu, yamaçları duvar gibi dik, dar vadilere verilen ad” olduğu, dava konusu markalar arasında kavramsal bir benzerlik bulunmadığı, davalının ... markası yazıldığı gibi “can - ton” ya da “ken – ton” şeklinde telaffuz edilebileceği, davacı markası ise yazıldığı gibi “kan – yon” şeklinde telaffuz edildiği, aralarında işitsel bir benzerlik olmadığı, dava konusu markalar arasında görsel olarak belirgin bir benzerlik bulunmadığı, davacılar vekilince, müvekkillerine ait markaların tanınmışlık vasfı kazandığını iddia edildiği, YİDK aşamasında ileri sürülmeyen bu iddianın, eldeki davanın hükümsüzlük istemini de içerdiği gözetilerek bu istem bakımından irdelendiği, davalının başvuruya konu markasının davacının tescilli markasından haksız yararlanma sağlayacağı, davacı markasının itibarına zarar vereceği, ayırt ediciliğini zedeleyeceği iddialarının da ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının tescil alma istediği marka ibaresi ile müvekkilinin markası arasında ayniyet ölçüsünde benzerlik olduğunu, ayrıca markaların kapsamlarının da benzer bulunduğunu, müvekkillerinin markasının tanınmış olduğuna dair delillerin dosya kapsamında olduğunu, müvekkillerinin bu markasının ödüllü olduğunu, ... ibaresi üzerinde üstün ve öncelikli hak sahibinin ortak marka sahibi müvekkili şirketler olduğunun açık bulunduğunu, emsal kararlar olduğunu, davalının tescilinin müvekkillerinin kazandığı tanınmışlıktan yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek amacına hizmet edeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, YİDK iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
6769 sayılı Kanun'un 25 inci madde
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.