Esastan ret

SAYISI: 2020/750 E., 2022/215 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı aleyhine taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle tanzim edilen ve ödenmeyen 135.120,38 TL tutarındaki 12.07.2019 tarihli fatura alacağının tahsili için Niğde İcra Müdürlüğünün 2020/2078 E. sayılı takip dosyasından ilamsız takibe geçilerek ödeme emri gönderildiğini, söz konusu takibe davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş olduğunu ileri sürerek Niğde İcra Müdürlüğünün 2020/2078 E. sayılı dosyasına yapılan haksız ve dayanaksız itirazın iptaline ve takibin devamına, alacak tutarı likit olduğundan ve davalı/borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılan alışverişin bedelinin davacı şirket yetkilisinin bildirdiği hesaba ödendiğini, müvekkili hakkında haklı bir nedene dayanmaksızın icra takibi ve iş bu dava açılmış olduğundan %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya arasına alınan 02.08.2021 havale tarihli raporda tarafların ticari defterlerinin açılış-kapanış kayıtlarının zamanında yapıldığı, defterlerin usulüne göre tutulduğu, kayıtların birbirini doğruladığı, davacı ... Alüminyum Kompozit Plas.İnş. Reklam Ür. San. Tic Ltd. Şti.'nin defter bilgileri ve incelemesi sonucu Davalı ...'den 247.069,17 TL alacaklı olduğu, davalı ...'in defter bilgileri ve incelemesi sonucu davacı ... Alüminyum Kompozit Plas. İnş. Reklam Ür. San. Tic. Ltd. Şti.'ne borcu ya da alacağının olmadığının belirlendiği, tarafların ticari defterlerinin açılış-kapanış kayıtlarının zamanında yapıldığı, defterlerin usulüne göre tutulduğu, kayıtların birbirini doğruladığı, ancak içerik olarak birbirlerine aykırı olmaları gözetildiğinde ticari defterlerin taraflar lehine veya aleyhine delil olma özelliği kaybolduğundan sair deliller doğrultusunda tahkikata devam olunduğu, her ne kadar davalı vekili tarafından ödeme belgesi olarak iki adet dekont sunulmuş ise de takip konusu fatura tarihinden önceki tarihi havi olmaları ve miktar olarak faturayı karşılamamaları sebebiyle ödeme hususunun ispatı noktasında hükme esas alınmadığı, davalı vekiline yargılamanın 23.11.2021 tarihli 3. celsesinde yemin deliline dayanıp dayanmayacağının hatırlatıldığı, ancak davalı vekilinin 27.12.2021 havale tarihli dilekçesi ile yemin deliline dayanmayacaklarını beyan ettiği, davacının, takip konusu faturadan kaynaklı alacağının devam etmesi, davalının ödeme hususunu ispat edememesi ve alacağın likit ve bilinebilir olma koşulu gerçekleştiği gerekçesiyle açılan davanın kabulü ile, davalının Niğde İcra Müdürlüğünün 2020/2078 E. sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, takip dosyasındaki asıl alacak olan 135.120,38 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının dosyaya alacaklı olduğuna dair şüpheden uzak bir delil koyamadığını, taraflarınca süresinde verilen cevaplar ve bildirilen delillerde görüleceği üzere davacının müvekkilinden hiç bir alacağının olmadığının da objektif olarak kanıtlandığını, yerel mahkemenin 21.04.2022 tarihli duruşmada hiç bir hukuki dayanak ve delil sunulamayan işbu davayı kabul ederek hukuki bütün normları çiğnediğini, davanın açılış aşaması,dilekçeler teatisi ve delil bildirim süresinde müvekkili aleyhine müvekkilinin borçlu olduğunu gösterir hiç bir yazılı ve objektif delil sunulamadığını, olmayan bir borcun hukuki temellendirmesinin yapılamayacağının ortada olduğunu, ilgili yargılama sürecinde bilirkişilerin tarafların ticari defterlerini mahkeme eliyle incelediklerini, 02.08.2021 tarihli bilirkişi raporu değerlendirildiğinde yapılan inceleme neticesinde davacının tek taraflı kayıtlarının bulunduğu müvekkille dava konusu doğrultusunda bir ticaretin olmadığı gibi kayıtlı örtüşür hiç bir borcun olamayacağının öngörüldüğünü, davacının kendi kayıtlarının nasıl bir alacak davasında temel delil olacağının değerlendirilerek bu dava konusunun gerekçeli kararın yazıldığının takdirinin mahkemede olduğunu, ticari defteri olan bütün tacirlerin tek taraflı defter kayıtlarıyla Türkiye'de defter kaydı olan diğer bütün esnaflardan alacak talep edebileceğine adeta emsal teşkil ettiğini, tek taraflı kayıtların hükme esas alınmasının hukuk açısından kabul edilemez büyüklükte bir hata olduğunu, mahkemece yeminle ilgili teklif talebinde bulunulduğunu, dosyada herhangi bir alacak-borç ilişkisi olmadığından beisle yemin delilinden feragat edinildiğini, mahkemece yeminin kabul edilip yemin edasından kaçınmanın sonuçlarıyla zaten delil listesinde belirtilen yeminin delilden feragatıyla neticelenmesi durumları karıştırıldığını, müvekkilinin yemin edasından değil taraflarınca bildirilen yemin delilinden vazgeçtiğini ve karşı tarafa yemin yöneltilmesini istemediğini, bilirkişi raporuyla bir borcun sabit olmadığı gözetilerek bu kabul kararının verilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki dava satıştan kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı cevap dilekçesinde; "fatura borcunun davacı şirketin gösterdiği şirket yetkilisinin hesabına ödenmiş olduğunu " iddia ettiği, davacı davalı tarafından sunulan ödeme belgelerinde ki ödemelerin takibe konu faturanın düzenlenmesinden önceki tarihlere ait olduğunu, bu ödemelerin geçmiş cari borcuna ilişkin olduğunu beyan ettiği, bu beyanlar ışığında davalı tarafın takibe konu fatura borcunu ödediğini ispat külfeti altında olduğu, itirazın iptali davasının icra takibine sıkı sıkıya bağlı olması, davalı tarafından yapılan ödemelerin 15.05.2019,28.05.2019 tarihli olmalarına karşılık takibe konu faturanın ödeme tarihinden sonra 12.07.2019 tarihli olduğu, davalının ödemelerinin avans mahiyetinde olduğu yönünde dosyaya yazılı delil sunmadığı ve yemin deliline dayanmayacağını beyan etmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulü yönündeki mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, faturaya dayalı olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı tarafından yapılan ödemenin takibe konu fatura için yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 229 uncu maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100,101 ve 102 nci maddeler, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 21 ve 89 uncu maddeleri.

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.