SAYISI: 2020/541 E., 2022/581 K.
BİRLEŞEN DAVA; KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2021/207 ESAS
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine kararı verilmiştir.
Kararın taraflarca temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından kararın bozulmasına karar verilmiş; mahkemece bozma ilamına direnilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından kararın bozulmasına karar verilmiş; mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararı davacılar vekili (asıl karar yönünden) ile davalı vekili (asıl ve ek karar yönünden) tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1. Davalı vekilinin 29.11.2022 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davalı tarafından 04.10.2022 tarihli asıl kararın temyiz edildiği, mahkemece 02.11.2022 tarihli muhtıra ile davalının temyiz harçlarını yatırmadığı, 397,80 TL x 4 = 1.591,20 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 981,96 TL temyiz karar harcı ve 250,00 TL temyiz avansını muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içinde yatırılmasının, aksi halde temyiz isteminden vazgeçmiş sayılacağının davalıya bildirildiği, muhtıranın davalıya usule uygun tebliğ edildiği, davalı vekili tarafından toplam 1.512,00 TL yatırıldığı, bunun üzerine mahkemece 2. bir muhtıra düzenlendiği, 15.11.2022 tarihli muhtırada, davalının bir adet temyiz yoluna başvurma harcı yatırdığı, temyiz başvurusu hakkında değerlendirme yapılacağından, yatırılan temyiz yoluna başvurma harcının hangi davacı için yatırıldığının tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içerisinde mahkemeye bildirilmesi, aksi halde dava miktarı en yüksek olan ... yönünden temyiz yoluna müracaat ettiği kabul edilerek değerlendirme yapılacağı hususunun davalıya ihtaren bildirildiği, iş bu muhtıranın da davalıya tebliğ edildiği ve davalının eksik kalan harçları 21.11.2022 de 1.193,00 TL olarak yatırdığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 29.11.2022 tarihinde temyiz başvurusunu değerlendirmeye yönelik ek karar verilerek muhtıranın tebliğine rağmen davalı vekili tarafından yatırılan temyiz yoluna başvurma harcının hangi davacı için yatırıldığının bildirilmemiş olması nedeniyle, hakkındaki dava miktarı en yüksek olan ... yönünden temyiz yoluna müracaat edildiğinin kabulü gerektiği, davalı vekilinin diğer davacılar olan ..., ... ve ... yönündeki temyiz başvurularının yapılmamış sayılmasına yönelik ek karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinde, davalıya gönderilen muhtıraların açık ve anlaşılır olmadığı, davalının muhtıraların tebliğinden itibaren usule uygun şekilde temyiz harçlarını tamamladığı gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen 29.11.2022 tarihli ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla, 29.11.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2. Davacılar vekili ile davalı vekilinin 04.10.2022 tarihli asıl karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'nin eşi, davacı ...'in babası, davacılar ... ile ...'in oğlu olan ...'in maliki ve sürücüsü olduğu ve davalı ... şirketinin de zorunlu trafik sigorta poliçesi ile sigortacısı olduğu ... plakalı kamyon ile 20.09.2006 tarihinde yolda seyir halindeyken dava dışı ... plakalı kamyon ile çarpıştıklarını ve çarpışma sonucu davacıların desteği olan ...'in vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde desteğin tam kusurlu olduğunu, davalının düzenlediği zorunlu trafik sigorta poliçesi gereğince desteğin ölümü nedeniyle üçüncü kişi sıfatlarıyla davacıların destek kaybı zararlarından davalının sorumlu olduğundan bahisle asıl davada müteveffanın eşi ve oğlu için, birleşen davada müteveffanın anne ve babası için destekten yoksun kalma tazminatının işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunarak davanın yetki, zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2014 tarihli ve 2013/330 Esas, 2014/169 Karar sayılı kararıyla; işletenin veya işleten olmayan sürücünün ölümü hallerinde sürücünün desteği olduğu kişilerin sürücüden bir talep hakları olamayacağından ve işletenin sorumluluğunu üzerine alan trafik sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketinin işletenden bağımsız ve ondan ayrı bir sorumluluğu da olmadığından davacıların kendi desteklerinin trafik sigortacısı olan davalı ... şirketine karşı bir talep ve dava hakları olamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 16.03.2017 tarihli ve 2014/20585 E. 2017/2806 K. sayılı ilamıyla "...1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;...Somut olayda; çift taraflı kazada davacıların murisi ..., kazaya karışan ... plakalı kamyonun sürücüsü olup, davalı ... karşı ... plakalı kamyonun değil, murisin kullandığı ... plakalı kamyonun Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesidir. Başka bir deyişle, kazaya karışan kamyon sürücüsü ..., mirasçıları, murisin sürücüsü ve işleteni olduğu kamyonun ZMSS'sinden tazminat talep etmektedirler. O halde mahkemece, davacıların kazada hayatını kaybeden araç sürücüsünün desteğinden yoksun kalıp kalmadıkları değerlendirilerek, destekten yoksun kaldıklarının kabulü halinde davalı ... karşısında 3. kişi olarak tazminat talebinde bulunabilecekleri kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 10.07.2017 tarihli 2017/434 Esas, 2017/545 Karar sayılı kararı ile; önceki gerekçelerle bozma ilamına direnilerek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; direnme kararının süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gitmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2020 tarihli ve 2018/17-28 E. 2020/418 K. sayılı ilamıyla; "...Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında Karayolları Trafik Kanunu’na göre düzenlenen ZMMS poliçesine istinaden davalı ... şirketinin zarar görenlere karşı sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde ve gerçek zararla sınırlı olarak poliçe limitlerine kadar olduğu, sigortalı araç sürücüsünün halefi durumunda olan davacıların desteklerinin ölümü nedeniyle davalı ... şirketine karşı destekten yoksun kalan üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceği, davacıların esasen mirasçıları olmaları nedeni ile söz konusu poliçeye istinaden hak talep ettikleri, işletenin hukuki sorumluluğunun tehlike sorumluluğu olduğu, tehlike sorumluluğunun da mevcudiyeti için illiyet bağının mevcudiyetinin şart olduğu, zorunlu trafik sigortasının işletenin sorumluluğunu üstlendiği, işletenin sorumlu olmadığı bir konuda aracın sigorta şirketine de başvurulamayacağı, zarar gören sürücünün tam ve ağır kusurlu olduğu hâllerde davacıların zarar gören sürücünün ölümüne dayalı tazminat istediklerinin bu kişinin ağır kusuru illiyet bağını kestiğinden, işletenin kendi ölümü nedeni ile davalı ... şirketinin sorumlu tutulması da düşünülemeyeceğinden yerel mahkeme kararının onanması gerektiği yönünde ileri sürülen görüş Kurul çoğunluğunca yukarıda açıklanan nedenlerle kabul edilmemiştir. O hâlde mahkemece; davacıların davalı ... karşısında üçüncü kişi olarak tazminat talebinde bulunabilecekleri kabul edilerek davacıların destekten yoksun kalma zararının bulunup bulunmadığı usulünce tespit edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır." gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleşen davanın kabulü ile, asıl davada davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatının kabulü ile; 861,04 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı Ergo Sigorta A.Ş'den (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 27.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'in (ölü) destekten yoksun kalma tazminatının kabulü ile; 11.663,16 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı Ergo Sigorta A.Ş'den (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 27.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak T.C. Konya 2. Noterliğinin 31.12.2019 Tarih ve 16364 Yevmiye Nolu veraset ilamındaki hisseleri oranında davacı ...'e verilmesine, birleşen davada, davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatının kabulü ile; 30.867,17 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı Ergo Sigorta A.Ş'den (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 27.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ...'in destekten yoksun kalma tazminatının kabulü ile; 14.108,63 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı Ergo Sigorta A.Ş'den (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 27.07.2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili (asıl karar yönünden) ile davalı vekili (asıl ve ek karar yönünden) temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hesaplanan miktarın eksik olduğunu, hesap raporunun yetersiz olduğunu, ticari reeskont faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacıların taleplerinin ticari avans faiz olduğunu, vekalet ücretleri ile yargılama giderlerinin hatalı olduğunu belirterek asıl kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; sürücü müteveffanın meydana gelen kazada tam kusurlu olduğunu, bu nedenle kararın hatalı olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirterek asıl kararın bozulmasını, mahkemece düzenlenen muhtıranın usule uygun olmadığını belirterek ek kararın usule uygun olmadığını, bu nedenle kaldırılmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, 20.09.2006 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden ve kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu sürücü yakınlarının aracın kendi sigortacısından destekten yoksun kalma tazminatı talep edip edemeyeceklerine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
a. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesinde;
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinde; "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez." düzenlemesi yer almaktadır.
Dosyanın incelenmesinde, davacının dava dilekçesindeki faiz türü talebinin avans faiz olduğu, ancak mahkemece hüküm tesisinde davacının talebi dışına çıkarak ticari reeskont faize hükmedildiği anlaşılmakla, dava dilekçesindeki talep dikkate alınarak faiz türünün hükmedilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1086 sayılı Kanun'un 438/7 hükmü uyarınca ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 29.11.2022 tarihli EK KARARIN KALDIRILMASINA,
2.Değerlendirme bölümünün (a) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle asıl karara yönelik davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
3.Değerlendirme bölümünün (b) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle asıl karara yönelik davacılar vekilinin temyiz itirazlarının faiz türü yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1-a), (1-b), (2-a) ve (2-b) numaralı bentlerinde yer alan “ticari reeskont faizi” ibaresi çıkarılarak yerine "avans faizi" ibaresinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.