Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık ...'nun temyiz sebepleri; eksik inceleme ile karar verildiğine, lehine olan hükümlerin uygulanmadığına ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
Olay tarihinde, Gaziantep 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 31.03.2014 tarih ve 2014/347 D.iş sayılı önleme araması kararına istinaden açık tır garajında park halinde bulunan ... plakalı çekici ve ... plakalı dorseden ... plakalı otobüse motorin boşaltıldığı ve araçların yanında plastik bidonlar görülmesi üzerine yapılan aramada araç deposunda ve bidonlar içinde marker seviyesi geçersiz toplam 2050 litre motorin ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık aşamalardaki savunmalarında; şoförlük yaptığını kaçak motorini Hatay ilinden dönüş yolunda tanımadığı Suriyeli şahıstan aracında kullanmak üzere aldığını, yük bulmak için tır garajına geldiğini Sabri isimli şahsa bir kısım motorini satmak istediği esnada polislerin gelerek arama yaptıklarını beyan etmiştir.
Kaçak eşyaya mahsus tespit varakasının dava dosyasında bulunduğu, suç tarihi itibarıyla eşyaların gümrüklenmiş değerinin 8.442,16 TL ve pek hafif değerde olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın, suç tarihinde şoförlüğünü yaptığı aracın deposunda ve bidonlarda ticari miktarda kaçak akaryakıt ele geçirilmiş olması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi yollaması ile aynı maddenin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları kapsamında bulunduğu, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 6545,7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrası kapsamında pek hafif olması nedeniyle sanığın sonradan yürürlüğe giren ve lehe olan 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi yollaması ile aynı maddenin beşinci, onuncu ve yirmiikinci fıkraları uyarınca cezalandırılması yerine eyleme 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ve 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası tatbik edilerek karma uygulama yapılması,
2.Sanığın tekerrüre esas alınan adli sicil kaydında yer alan ilâmın 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçuna ilişkin mahkûmiyet hükmü olduğu ve hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi uyarınca uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilâmla ilgili uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilâmın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.