HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suretiyle açık ve yakın tehlikeye neden olma suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığının 16.02.2016 tarihli iddianamesiyle sanıkların halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suretiyle açık ve yakın tehlikeye yol açma suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

2. Ahlat Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararıyla sanıkların halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme suretiyle açık ve yakın tehlikeye yol açma suçundan 6.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, adli para cezasının 24 eşit taksitte tahsiline karar verilmiştir.

Sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri; atılı suçun unsurlarının oluşmadığına ve hükümlerin açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

1. Dava konusu olay; sanıkların "Cizre, Nusaybin, Silopi, Dargeçit, Derik, Sur ve diğer bölgelerde devletin son dönemlerde tank, top, helikopter ve ağır silahlarla .... halkına karşı yaptığı etnik temizlik (bir halkın topyekün yok edilmesi) bütün acımasızlığı ile genç yaşlı çoluk çocuk ayırt etmeksizin devam etmektedir. İnsanlığa karşı yapılan bu zulüm ve baskıya karşı çıkmak bir insanlık görevidir. Baskı ve zulüm altında olan .... halkına destek ve diyalog sürecinin başlaması için 23.12.2015 tarihinde düzenlenecek destek yürüyüşü ve basın açıklamasına tüm halkımız davetlidir." şeklinde bölgedeki vatandaş ve esnafa broşür dağıtmak suretiyle atılı suçu işledikleri iddiasına ilişkindir.

2. Sanıklar söz konusu broşürleri kendilerinin dağıttıklarını ancak suç işleme kasıtlarının olmadığını beyan etmişlerdir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 216 ncı maddesinin birinci fıkrası " Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklindedir. Açık ve yakın tehlikenin ortaya çıkması; suçun oluşumu için gerekli unsurlardan biridir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıkların "Cizre, Nusaybin, Silopi, Dargeçit, Derik, Sur ve diğer bölgelerde devletin son dönemlerde tank, top, helikopter ve ağır silahlarla .... halkına karşı yaptığı etnik temizlik (bir halkın topyekün yok edilmesi) bütün acımasızlığı ile genç yaşlı çoluk çocuk ayırt etmeksizin devam etmektedir. İnsanlığa karşı yapılan bu zulüm ve baskıya karşı çıkmak bir insanlık görevidir. Baskı ve zulüm altında olan ... halkına destek ve diyalog sürecinin başlaması için 23.12.2015 tarihinde düzenlenecek destek yürüyüşü ve basın açıklamasına tüm halkımız davetlidir." yazısını içeren broşür dağıtmak şeklindeki eylemleri nedeniyle açık ve yakın tehlikenin ortaya çıktığına dair tutanak, iddia veya başkaca bir delil tespit edilemediği gibi halkın bir kesiminin de "sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge" bakımından kin ve düşmanlığa tahrik edilmediği; ancak, sanıkların devletin .... Halkına zulmettiğine, etnik temizlik yaptığına dair beyanları içeren bildiri dağıtmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin alenen aşağıladığı anlaşıldığından, sanıkların eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 301 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince Adalet Bakanlığından soruşturma izni alındıktan sonra muhakemeye devam olunması gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2. (1) nolu bozma nedenine göre; Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na (5271 sayılı Kanun) 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda .... Basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (...H.S) 7 nci maddesinin birinci fıkrasında da aynı güvencelere yer verilerek "lehe kanunun uygulanması ilkesi" benimsenmiştir.

Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün "hükme bağlanmış dosyalarda" uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması gerekliliği; nedenleriyle sanıklar hakkında kurulan hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ahlat Asliye Ceza Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli kararına yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2024 tarihinde karar verildi