"İçtihat Metni": İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/2030 Esas, 2021/1668 Karar

Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 15.05.2010 tarihinde davacılardan ...nın eşi, davacı ...'in babası tarafından kullanılan ve davalı ... şirketince zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılan aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında davacıların destekleri olan eşi ve babasını kaybettiklerini belirterek, açtıkları belirsiz alacak davası ile her bir davacı için 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; talebini 05.10.2018 tarihli dilekçesiyle davacı ... için 8.229,84 TL' ye, davacı ... için 141.770,16 TL' ye artırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu kazaya karıştığı ifade edilen aracın müvekkili şirketi tarafından 03.11.2009-2010 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, taleplerin zamanaşımı uğradığını, müteveffa ...nın kendi kusuruyla vefat etmesi nedeniyle zamanaşımı itirazının kabulü gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, sigorta şirketinin sorumluluğunun Trafik Poliçesindeki limitler ve sigortalıların kusuru ile sınırlı olduğunu, davacıların talebinin Karayolları Trafik Kanunu hükümleri uyarınca poliçe kapsamında olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, 15.05.2015 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek gidişe göre yolun sağ şeridinden yoldan çıkarak yol kenarında bulunan kanala düşerek kazanın meydana geldiği, müteveffa ...nın asli ve tam kusurlu olduğu, kaza hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, her ne kadar destek ...nın kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olsa da davacıların destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açması karşısında ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, bu kapsamda zararın sigorta teminatı dahilinde kaldığı, gerekçeli, denetime elverişli ve somut olaya uygun olması nedeniyle hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporuna göre davacıların poliçe teminatı ile sınırlı 150.000 TL destekten yoksun kalması nedeniyle zarara uğradığı, ölümlü trafik kazası nedeniyle ceza dava zaman aşımının 15 yıl olduğu ve dava tarihi itibariyle zamanaşımının henüz dolmadığı, aracın davalı ... nezdinde kaza tarihini kapsar şekilde KTK Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalandığı, kaza nedeniyle davacının uğradığı, maddi zarardan kaza tarihindeki poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere, davalı ... şirketinin KTK'nın 97. maddesine göre sorumlu olduğu, davacının gerçek zararının teminat limitinin üstünde kalması nedeniyle davalının 150.000 TL teminat limitinin tamamı itibariyle sorumlu olduğu, davacı tarafından dava tarihinden önce davalı ... şirketine başvuru yapılmaması ve davalının temerrütünün oluşmaması nedeniyle dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davacı ... yönünden 8.229,84 TL, davacı ... yönünden 141.770,16 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının sorumlu olduğu miktar kaza tarihinde geçerli olan poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacıların murisinin ehliyetsiz olduğunu, sürücünün ehliyetsiz olması ve alkollü olmasının sigortalıya rücu sebebi olduğunu, mevcut davada, davacının bir yandan destekten yoksun kalanlar olarak alacaklı sıfatını taşıyacak olduğunu, bir yandan rücu hakları sebebiyle borçlu sıfatını taşıyacak olduklarını, alacaklı ve borçlu sıfatı birleşeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bir kimsenin kendi kusuru ile kendi ölümüne sebep olması neticesinde sorumluluk doğduğuna ilişkin hiçbir somut düzenlemenin mevcut olmadığını, destekten yoksun kalma tazminatına yönelik taleplerin açık şekilde teminat kapsamı dışında olduğunu, bilirkişi hesap raporuna itirazlarının gereği gibi değerlendirilmemiş olduğunu, TBK'nın 55 inci maddesi gereği rücuya tabi SGK ödemelerinin tazminat hesabından indirilmesi gerektiğini belirtmiş, ek istinaf dilekçesi ile de kazaya karışan aracın noter sözleşmesi ile satıldığını, 30.04.2010 tarihli poliçe eki uyarınca işbu poliçenin iptal edildiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, kaza tarihi olan 16.05.2010 tarihini kapsar poliçe bulunmadığından sigorta şirketi yönünden davanın reddi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Davacılar desteğinin sürücüsü olduğu araç ile 16.05.2010 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kaza neticesinde vefat ettiği, davalı nezdinde ZMMS poliçesi tanzim tarihinin 03.11.2009 olduğu, davacıların, mirasçı olarak değil, zarar gören 3. kişi konumunda bulunduğu, bu nedenle murisin kusurunun, davacıya yansıtılamayacağı, destekten yoksunluk zararını, davalı taraftan talep edebileceği; desteğin ehliyetsiz olması rücu sebebi ise de davacı ... şirketinin ancak kendi sigortalısına rücu hakkı bulunduğu, davalının davacılara rücu hakkı ile davacıların davaya konu ettiği alacağa ilişkin sıfatlarının birbirinden farklı olduğundan eldeki davada bir sıfat birleşmesinden söz edilemeyeceği, Mahkemece SGK ya yazılan verilen cevapta rücuya tabi gelir bağlanmadığının belirtildiği,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesinde, sigortalı aracı işletenlerin değişmesi halinde, devreden kişinin 15 gün içinde sigortacıya durumu bildirmek zorunda olduğu, sigortacının sigorta sözleşmesini durumun kendisine tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içinde feshedebileceğini ve fesih halinde sigortanın fesih tarihinden onbeş gün sonrasına kadar geçerli olduğunun düzenlendiği,
Yasa’nın 95. maddesinde ise sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hallerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurulabileceği hükümlerine yer verildiği, olay tarihini kapsayan zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesinin varlığı halinde KTK'nın 95/2. maddesi gereğince sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin poliçenin iptal edildiği, geçersiz olduğu bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığı gibi hallerin sigortacı tarafından 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra sigorta sözleşmesinin sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre tazminatın kaldırılmasını ve indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebileceği, somut olayda, sigortalı aracın maliki tarafından Anadolu Sigorta Şirketi nezdinde 03.11.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl geçerli zorunlu mali sorumluluk sigortasının yaptırıldığı, aracın daha sonra 30.04.2010 tarihinde satıldığı, kazanın 16.05.2010 tarihinde gerçekleştiği, poliçenin ise 07.05.2010 tarihinde iptal edildiği, bu halde poliçenin iptal tarihinden itibaren 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 94. maddesinde öngörülen fesihten sonraki sorumluluk süresi henüz dolmadan tazminata konu trafik kazası gerçekleştiğinden davalı ... şirketinin sorumluluğunun devam edeceği, gerekçeleri ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu kaza tarihi kapsar davalı ... nezdinde poliçe bulunmadığını bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini, aracın 30.04.2010 tarihinde işleteninin değiştiğini, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan Genel Şartlara göre zorunlu mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğunun işletenin değişmesinden sonra 10 gün daha süreceği bu sürenin 10.05.2010 tarihinde sona erdiği kazanın ise 16.05.2010 tarihinde olduğunu, bu nedenle sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, murisin ehliyetsiz olduğunu, bunun sigortalıya rücu sebebi olduğunu, bu nedenle zararın davacı mirasçılara rücu edileceğini, bu bdurumda alacaklı-borçlu sıfatının birleştiğini, davanın reddi gerektiğini, davacıların murisinin kendi kusuru sonucu vefat ettiğini, doğan zararın sigorta şirketinin sorumluluğunda olmadığını teminat dışı bulunduğunu, hesabın hatalı yapıldığını, SGK'ca yapılan ödemelerin düşülmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu vefat edenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu' nun 85,89,90,91 ve 94 üncü maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve Genel Şartlara göre sigorta şirketinin sorumluluğunun devam ettiği süre içinde kazanın gerçekleşmiş olmasına, tazminat hesabında hata bulunmamasına, kaza tarihi itibariyle desteğin kusuruna denk gelen destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulünde hata bulunmamasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.