Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı 3. kişi ve davalı alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı 3. kişi vekili, müvekkiline ait olan ... parsel üzerinde çelik depo mahiyetindeki yat limanı imalatı için kullanılmakta olan yapının haczedildiğini, söz konusu yapının 13/02/2013 tarihinde borçlu şirketten satın alındığını, buna ilişkin faturanın mevcut olduğunu, deponun haciz işleminden önce satın alındığını ve mülkiyetinin müvekkil şirkete ait olduğunu belirterek, istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasını, takibin durdurulmasını, alacaklının %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili mahcuzun borçluya ait olduğunu, dava dışı bir şirkete kiralandığını ve kira gelirini halen borçlunun aldığını, yapı ruhsatının borçlu adına olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 2013 yılı Şubat-Temmuz ayları arasındaki kira bedellerinin kiracı ... tarafından borçlu şirkete ödendiğine dair faturalar olduğu, davacı tarafından istihkak iddiası ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, karar davalı alacaklı ve davacı 3. kişi taraflarından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
(1) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davacı 3. kişi vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
(2) Davalı alacaklının temyiz itirazları bakımından ise; davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekir.
..//..
Somut olayda, takibe konu alacak miktarı, hacizli malların değerinden az olduğundan avukatlık ücretinin takibe konu alacak miktarı üzerinden nispi olarak hesap edilmesi gerekirken, davalı taraf yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Davacı 3. kişi vekilinin yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle vekalet ücretine ilişkin davalı alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 4 numaralı maddesindeki "500.00 TL vekalet ücretinin" ibaresinin çıkartılarak yerine "5.631,32 TL nispi vekalet ücretinin" ibaresinin yazılmak suretiyle hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde davalıya iadesine, 25,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 4,00 TL'nin davacıdan alınmasına, 05.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.