SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2015 tarihli ve 2015/11546 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 268 inci maddesi delâletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması talebiyle ... Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. ... 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.03.2016 tarihli ve 2015/747 Esas, 2016/132 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin tatbik edilmesine,
b) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin tatbik edilmesine,

Karar verilmiştir.

Sanık, sebep belirtmeden hükmü temyiz etmiştir.

Sanığın hakkında yakalama emirleri bulunması nedeniyle akrabası ...'nin kimlik bilgilerini taşıyan, kendi fotoğrafını havi sürücü belgesi ve nüfus cüzdanını sahte şekilde düzenleyerek kullanmaya başladığı, suç tarihi olan 11.06.2015 tarihinde hırsızlık suçu ihbarıyla trafik ekiplerince ... (...) plakalı araçla seyir halindeyken takibe alınarak durdurulan sanığın kimlik kontrolü sırasında üzerinde taşıdığı sahte belgeleri ibraz ettiği, ancak görevlilerin sanığı başka soruşturmalardan dolayı tanıması nedeniyle gerçek adını bildiklerini ifade etmeleri üzerine sanığın suçunu ikrar ederek gerçek kimlik bilgilerini söylediği, tüm belge ve tutanakların sanığın kendi kimlik bilgilerine göre düzenlendiği, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından kamu davası açılarak dosyaya yansıyan deliller birlikte değerlendirilip Mahkemesince mahkûmiyet hükümleri kurulduğu anlaşılmıştır.

1. Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden;
a) Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarihli ve 2011/8-335 Esas, 2012/1804 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri hâkime ait olup yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerektiği, suça konu belge asıllarının getirtilerek özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konulması, aldatıcılık niteliklerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
b) 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındaki hükmün, ancak resmi belgenin "kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge" niteliğinde olması halinde uygulanabileceği, suça konu nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında sayılan “sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge”lerden sayılmayacağı gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,

2. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu yönünden;
a) 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması gerekir. Somut olayda; sanığın nitelikli hırsızlık suçu ihbarı nedeniyle takibe alınarak yakalandığında, suça konu sahte nüfus cüzdanını ve sürücü belgesini ibraz ettiği, ancak sanığın gerçek kimliğinin kolluk görevlileri tarafından bilindiği ve sanığın bu belgeleri ibraz etmesinden hemen sonra suçunu ikrar ederek kolluk görevlilerine belgelerin sahte olduğunu ve gerçek ismini beyan ettiği, tüm belge ve tutanakların sanığın kendi kimlik bilgilerine göre düzenlendiğinin anlaşılması karşısında; atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
b) Kabule göre de; sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda; hükümden sonra 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan "kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış" ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde hukuki zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle kurulan hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.02.2024 tarihinde karar verildi.