Esastan ret
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri olan ...'nun davalı iş yerinde çalışırken 26.04.2014 tarihinde meydana gelen olay sonucu 03.05.2014 tarihinde vefat ettiğini beyan ederek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde işverenin bir kusurunun bulunmadığını, işverenin işyerinde gerekli her türlü iş güvenliği önlemini aldığını, kazanın ölen işçinin kusuru ile meydana geldiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maddi tazminat davasının kabulü ile davacı ... için 429.631,43.TL, davacı ... için 225.610,60.TL olmak üzere toplam 655.242,03.TL maddi tazminatın 26.04.2014 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, manevi tazminat davasının kabulü ile davacı ... için 200.000,00.TL davacı ... için 200.000,00.TL olmak üzere toplam 400.000,00.TL manevi tazminatın 26.04.2014 olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yasal süresi içinde savunma gibi beyanda bulunularak istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisi olan ...’nun davalıya ait işyerinde işçi olarak çalışırken 26.04.2014 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu 03.05.2014 tarihinde hayatını kaybettiği, olayın bir iş kazası olduğu, olay günü Marmaris İlçesi Aksaz Deniz Üs Komutanlığı Onarım Destek Komutanlığı Tekne Atölyesinde saat 13: 30 sıralarında Deniz Temizleme-15 isimli teknenin ikinci sarnıcında boya faaliyetleri devam ederken daha önce boyanan ilk sarnıçta patlama meydana geldiği, patlama sonucunda oluşan alev parlaması ve balast etkisiyle ikinci sarnıçta kaporta ağzında bekleyen davacılar murisi ile iki işçinin yaralandığı, bu olay nedeniyle davacılar murisinin 03.05.2014 tarihinde öldüğü, Mahkemece aldırılan kusur durum ve oranlarına ilişkin 03.05.2021 tarihli raporda, olayın bir iş kazası olduğunun, kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin %100 oranında kusurlu olduğunun, ölen işçi ...’nun kazanın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığının, kazanın oluşumunda kaçınılmazlık faktörünün bir etkisinin bulunmadığının belirtildiği, iş bu kusur raporunun, delil durumuna, dosya kapsamına, teknik ve bilimsel esaslara, hüküm kurmaya, Yüksek Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları ile belirlediği prensiplere uygun olduğu, Mahkemece hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda, ölen işçinin ücret miktarının isabetli bir şekilde saptandığı, talep edilen maddi tazminatların bilimsel esaslara ve yerleşik içtihatlara uygun olarak hesaplandığı, kaza tarihi, olayın oluş şekli, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranları, davacıların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihinde ölen işçinin ve davacıların yaşları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece davacılar için takdir olunan manevi tazminat miktarlarının delil durumuna, dosya kapsamına, yerleşik Yargıtay içtihatlarına ve özellikle taraflar arasındaki menfaat dengesine, hak ve nasafete uygun olduğunun anlaşıldığı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı ve diğer yönlerden reddi gerektiğini, davacı vekilince idarenin hizmet kusuruna dayanılarak müvekkil idare aleyhine açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden görev (yargı yolu) itirazında bulunduklarını, olayda idarenin bir kusuru bulunmadığını, iş kazası sonucu işçinin ölümünün kendi kusurundan kaynaklandığını, 20.03.2018 tarihli hesap bilirkişi raporunda ... işçinin aylık gelirinin gerçeklerden uzak olarak fazla hesap edildiğini, raporda müteveffanın 60 yaşına kadar çalıştığının düşünüldüğünü ve bu ücrete her yıl için %10 artış yapıldığını, davacılardan eş ...’nın evlenme ihtimalinin çok düşük kabul edildiğini, davacı tarafa hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, olay sonucu ilgililere idarelerden yapılan ödemelerin hakkaniyetle değerlendirilmediğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanun'un 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'un 4 ncü maddeleridir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davalı vekilinin temyiz itirazlarının, istinaf itirazları olarak da ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında karşılanarak gerekçe oluşturulduğu hususları da dikkate alınarak, temyiz kapsam ve nedenlerine göre tüm temyiz itirazlarının reddi ile anılan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.