Esastan ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firma adına kayıtlı 2008/48418 sayılı şekil markasının tüm sınıflarda tescilli olduğunu, söz konusu markayı mesnet göstererek davalı marka başvurusuna yaptıkları itirazın, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini oysa davalının markasının müvekkilinin markasından esinlenilerek markayı oluşturan şekil saat yönünde 90 derece çevrilerek ve üst kısmı küçültülerek oluşturulduğunu, başvurunun müvekkilinin belli bir tanınmışlık seviyesine ulaşan markası ile benzer olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markalarının serisi olarak algılanacağını ileri sürerek, YİDK’nın 2017-M-88 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin, Fransa merkezli olup, 1996 yılından bu yana bebek/çocuk kıyafetleri ve oyuncakları başta olmak üzere genç ve hamile kıyafetleri, bebek/çocuk mobilyaları, çanta, ayakkabı ve dekoratif ev eşyaları gibi geniş bir yelpazede üretim ve satış yaptığını, bunun yanı sıra, çocuk bakımı ve çocuk koruması konularında aktif rol aldığını, bu bağlamda “İDKIDS” markasını yarattığını, bu amaçla bir fon oluşturduğunu ve birçok ülkede faaliyette bulunduğunu, WIPO nezdinde 60 farklı markasının olduğunu, Türkiye’ye yönlendirilen en eski marka başvurusunun 2001 yılında yapıldığını, asıl iştigal alanlarının 25,28,35 ve 41. sınıflarda olduğunu, özetle, davacı şirketin davalının tanınmışlığından yola çıkarak davaya konu markayı yaratmadığını, kendisine ait diğer markalardan esinlenerek özgün olarak oluşturduğunu, sadece şekilden ibaret markalarda yapılacak benzerlik karşılaştırmasının genel olarak görsel benzerlikten veya konsept benzerlikten ibaret olduğunu, yapılan görsel değerlendirmelerde şekil markalarına ait benzerlik kriterinin oldukça dar yorumlandığını ve şekillerde yer alan ufak nüansların dahi şekilleri birbirinden farklı kıldığını, müvekkili markasında itiraza mesnet markanın benzer olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRK PATENT) vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusundaki siyah nokta ve altındaki yarım ay şeklindeki gülen yüz çehresini andıran işaret ile davacının bir hedef tahtasını andıran şekil işaretinin benzer olmadıkları, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan mal/hizmet algısının oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibasın bulunmadığı kanaatinin oluştuğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 282 nci maddesinde belirtilen "hâkim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle yukarıdaki gerekçelerle bilirkişi raporunun iltibas bulunduğunu belirten aksi yöndeki raporuna itibar edilmediği, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait marka ile davalıya ait markanın benzer olduğunun bilirkişilerce de tespit edildiğini, sınıf benzerliğinin de gerçekleştiğini, dava konusu şekil markasının müvekkiline ait markaların serisi sanılmasının kaçınılmaz olduğunu, müvekkili tarafından bilinir hale gelen şeklin sulanacağını ve ayırt edici karakterinin zedeleneceğini belirterek kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 282 nci maddesi uyarınca hakimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği, gerçekten de şekilden oluşan taraf markalarının bütünü ve bıraktıkları izlenim itibariyle tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olmadıkları, tüketicilerin taraflara ait işaretleri gördüklerinde derhal ve hiç düşünmeden farklı işletmelere ait olduklarını algılayabilecekleri anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz başvurusunda bulunmuştur.
Uyuşmazlık, YİDK kararı iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 282 inci maddesi, (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.