Esastan ret
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin güneş enerji sistemi (GES) işlettiğini, proje aşamasında davalının aracı olması ile dava dışı ...'e devredilmek üzere anlaşma yapıldığını, belirlenen güne kadar taahhütlerini yerine getiremeyen ...'ün yaptığı masraflar ödenerek 09.04.2018 tarihinde GES'in devrinden vazgeçtiğini, davalının belirtilen işlemlerde taraflar arasında aracı vazifesini gördüğünü, davalının, ...'ün projeden vazgeçmesinden iki ay önce müvekkiline başvurarak ... isimli firmadan SCADA siparişi verdiğini ve parasını ödediğini beyan ettiğini, bunun üzerine müvekkilince söz konusu makinelerin karşılığı olarak davalıya davaya konu 29.500,00 USD tutarındaki bononun keşide edilerek verildiğini, ilerleyen süreçte... sistem firmasının müvekkilinden söz konusu makinelerin ücretini istediğini, müvekkilinin ücretin davalı tarafından ödendiğini belirtmesi üzerine adı geçen firmanın kendilerine yapılan herhangi bir ödeme olmadığını belirttiği ve borcun ödenmemesi halinde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, bu gelişmeler üzerine müvekkilinin... Sistem firmasına 29.500,00 USD'yi ödemek zorunda kaldığını ve davalıdan bononun iadesini istediğini ancak davalının bonoyu iade etmediğini, davalının GES'in davacı tarafından işletilmediği dönemde SCADA sipariş ettiğini belirterek haksız olarak bonoyu aldığını, söz konusu bononun hile ile alındığını ve hile ile alındığından her türlü delille ispatlanabileceğini ileri sürerek müvekkilinin davaya konu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yan iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davaya konu bononun, davacıya elden verilen borç para karşılığında düzenlenmiş olduğunu, bononun nakden kaydı içermekte olduğunu, bononun ihdas sebebini talil eden davacının bu iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı ile ticari ilişkisi bulunduğunu, davalının dava dışı üçüncü kişi ... ile GES projelerinin devri için anlaşmalarına aracılık ettiğini, davaya konu bononun ise davalıya ...'e devredilen proje ve imalat için gerekli olan makinenin satın alınması için verildiğini, oysa davalının bonoyu makine bedeli olarak dava dışı... firmasına teslim etmediğini, bononun davalıya verilme sebebinin ise makinenin ödenmesine ilişkin olduğu hususunu da inkar ettiğini bildirerek menfi tespit talebinde bulunduğu, bononun, kural olarak ödeme vasıtası olup aksi kararlaştırılmadığı sürece bir borcun tediyesi amacı ile verildiğinin karine olduğu, aksini iddia eden tarafın iddiasını yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğu, davacının iddiası bononun bedelsiz olduğu yönünde olduğuna göre somut uyuşmazlıkta davalıya bono düzenlemiş olmasının davalının mevcut iddiaya göre karşılığı mal veya hizmeti ifa ettiğine karine teşkil edeceği, işbu karinenin aksini iddia eden davacının bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmek zorunda olduğu, davaya konu bononun miktarı, niteliği, taraflar arasında iddia edilen ticari ilişki nazara alındığında davacının, bononun satın alınan makinenin karşılığı olarak verildiğini yazılı ve kesin delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davaya konu bonoyu müvekkilinden hile ile aldığına ilişkin dava dilekçesinde ve aşamalarda beyan ettiği iddiaları tekrar ettikten sonra hile iddiasının her türlü delille ispatlanabileceğini, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince yargılama sürecinde dinlenen tanık beyanlarına itibar edilmemesi doğru olmadığı gibi göstermiş oldukları tanıkların tamamı dinlenmeksizin karar verilmesinin de doğru olmadığını, davalıyla aralarında bono verilmesini gerektirir bir ticari ilişki olmadığının müvekkilinin defter ve kayıtları itibariyle sabit olduğunu, davalının bononun düzenleme sebebini açıklayamadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.