Beraat, mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz sebepleri; lehine olan hükümlerin uygulanmadığına, savunma hakkının kısıtlandığına, atılı suç sübuta ermediğinden beraatine karar verilmesi gerektiğine, mağduriyetinin giderilmesi için hükmün bozulması istemine ilişkindir.
19.11.2012 tarihinde devriye görevi sırasında önleme araması kararına istinaden cadde üzerinde yürüyen sanığın elindeki iki adet çanta kontrol edildiğinde, toplam 110 adet kaçak cep telefonu ve 90 adet kaçak batarya ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasına aykırılık suçundan ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun (5809 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrasına aykırılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın aşamalardaki savunmalarında; suça konu cep telefonları tanımadığı bir şahıstan aldığını, işyerinde satacağını, bozma sonrasında ise önceki savunmalarını tekrar ettiğini, dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarını ödemek istemediğini beyan etmiştir.
Suça konu eşyanın gümrük kaçağı olduğuna dair bilirkişi beyanı dava dosyasında mevcuttur.
Dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin 39.484,81 TL olduğuna ilişkin kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dava dosyasında bulunmaktadır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, sanık ...'ün eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık hakkında hem hapis hem de adli para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmasında adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, isabetli bulunmamıştır.
5809 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan 06.06.2013 tarihli hüküm kesinleştiği cihetle; Mahkemece yeniden verilen karar hukuki değerden yoksun yok hükmünde kabul edilerek, 5607 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Kahramanmaraş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2021 tarihli ve 2020/421 Esas, 2021/873 Karar sayılıkararına yönelik sanık ...'ün temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, hükmün tekerrürle ilgili fıkrasındaki "cezasının" ibaresinden önce gelmek üzere "hapis" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.