Mahkûmiyet

Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

Katılan vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1,62,63,53/6 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 3 ay süreyle geçici olarak geri alınmasına karar verilmiş, ilgili kararın sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin, 08.02.2021 tarihli ve 2019/9168 Esas, 2021/1223 Karar sayılı ilâmıyla, adalet ve hakkaniyet kuralları ile cezada orantılılık ilkesi gözetilerek sanık hakkında ceza tayinin alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle kurulması gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada 5237 sayılı TCK'nın 85/1,62,50/4, 50/1-a, 52/2-4,53/6 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin geçici olarak 1 yıl süreyle geri alınmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Katılan vekilinin temyiz isteği, bilinçli taksir hükümlerinin uygulanması gerektiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının hukuka aykırı olduğuna, cezanın üst hadden tayin edilmesinin olayla uygun düşeceğine, sanık müdafiinin temyiz isteği, hükmedilen cezanın sanığın işlediği fiile orantısız şekilde fazla olduğuna, müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığına ilişkindir.

Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay tarihinde, saat 14: 30 sıralarında sanık ...’nun idaresindeki otomobille, yerleşim yerinde, gündüz vakti, orta ayırıcı ile bölünmüş yolda seyir halinde iken; olay mahalline geldiğinde seyir istikametine göre sol taraftaki orta ayırıcı kısımdan yola girerek yer işaretleri ile belirlenmiş yaya geçidini kullanarak karşıya geçmeye çalışan yayaya, yaya geçidi üzerinde çarpmasıyla, yaya ...'in hayatını kaybettiği olayda; mahkemece 14.07.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporu esas alınarak, asli kusurlu şekilde olaya sebebiyet verdiği kabul edilen sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.

Hız sınırının altında seyreden ve tanık beyanlarına göre fren yaptığı belirlenen sanığın, suçunu tevilli ikrar ettiği, olay sonrası aracını hemen durdurarak ambulansa haber verdiği, olay yerinde yaya geçidine ilişkin bir levhanın bulunmadığı ve belirli bir mesafe yakınlığa gelmeden geçidin görülmesinin mümkün olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 50.maddesi hükümlerinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamede bu hususta bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.04.2024 tarihinde karar verildi.