HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, eşya ve nakil aracı müsaderesi, nakil aracı iadesi

Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olmadığı, itiraz yolunun açık olduğu,

Sanık ... hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanıkların temyiz istemleri; etkin pişmanlık indirimi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmaması nedeniyle hükmün usul ve kanuna aykırı olması, beraat kararı verilmesi gerektiği ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

A. Hükümlü ...'ın Temyizi Yönünden
Mahkemenin 25.11.2013 tarihli mahkûmiyet kararının dosyanın diğer sanığı ...'ın temyizi üzerine Dairemizde incelenerek hükümlü ... yönüyle zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği nedeniyle bozulmasına karar verildiği, hükümlü ... yönüyle ise temyiz isteminin süreden reddine dair ek kararın onanması suretiyle mahkûmiyet kararının temyiz edilmeden kesinleştiği, hükümlü ... yönüyle yapılan yargılamanın uyarlama yargılaması olduğu, uyarlama kararına konu olan mahkûmiyet hükmünün, 5252 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 01.06.2005 tarihinden sonra kesinleştiği gözetilerek, bu tarihten sonra yapılan uyarlama yargılaması sonunda verilen kararlara karşı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 101 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince itiraz yolu açık olduğu cihetle temyiz denetimine konu bir hükmün bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. Sanık ...'ın Temyizi Yönünden

Önleme araması kararı uyarınca sanığın sürücüsü olduğu araçta 04.09.2013 tarihinde yapılan aramada 7500 paket kaçak sigara, 06.09.2013 tarihinde yapılan aramada ise 3500 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.

Sanık aşamalardaki savunmasında sigaraları ücret karşılığı taşıdığını beyan ederek, atılı suçu kabul etmiştir.

Tüm dosya kapsamına göre sanığın eylemlerinin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;

1.Hükümlü ... hakkında mahkemece 25.11.2013 tarihli karar ile verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi üzerine, uyarlama yargılamasında yargılama usulünün farklı olması nedeniyle dosyanın adı geçen hükümlü bakımından 7242 sayılı Kanun kapsamında uyarlama yargılaması için ele alınıp yeniden esasa kaydedilerek bir hüküm kurulması gerekirken, Dairemizin 02.12.2020 tarihli sanık ... hakkındaki bozma ilâmı sonrası, her iki sanık açısından dosyanın birlikte görülerek yazılı şekilde hüküm tesisi,

2.Sanık hakkında 04.09.2013 ve 06.09.2013 suç tarihli eylemleri yönüyle mahkûmiyet kararlarının Dairemizde ayrı ayrı incelenerek zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiği nedeniyle bozulmasına karar verilmesinden sonra, bozma ilâmına uyularak, birleştirme kararı verilerek yargılamaya devam edildiği gözetilerek sanığın birleşen dosyadaki eylemi yönüyle de karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yalnızca 04.09.2013 suç tarihli eylemi yönüyle hüküm kurulması,

3.Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onuncu fıkrası uyarınca artırım yapılırken gerekçe göstermeksizin artırım oranında alt sınırdan uzaklaşılarak yazılı şekilde hüküm tesisi,

4.7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında “Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine;
a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,

b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır.” düzenlemesi karşısında, etkin pişmanlık hükümlerinin kovuşturma aşamasında uygulanmasının mümkün olduğu anlaşılmakla, sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ihtaratı da yapılmadığı gözetilerek; her iki olayda ele geçirilen eşyanın toplam gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı yatırması halinde haklarında 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yarı oranda indirim yapılacağı ihtarı yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, sanığın cezasında üçte bir oranda indirim yapılacağı ihtar edilerek indirim oranında yanıltılması,

5.Dairemizin 02.12.2020 tarihli ilâmı ile ... plakalı nakil aracı yönüyle eksik inceleme ve araştırma nedeniyle bozma kararı verildiği, bozmaya konu malen sorumlu ...'ın ifadesinden suç tarihinde aracın sahibi olmadığının anlaşılması ve suç tarihinde araç sahibi olan kişinin tespit edilememesi sebebiyle aracın iyiniyetli 3. kişiye ait olduğunun kabul edilemeyeceği cihetle aracın müsaderesi için gereken şartların gerçekleşip gerçekleşmediği ve müsaderenin hakkaniyete uygun olup olmadığı da değerlendirilerek aracın müsadere edilip edilmeyeceğine karar verilmesi gerekirken, sadece malen sorumlu sıfatıyla ...'ın dinlenilmesi ile yetinilerek aracın müsaderesi için koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmeden, bozma ilâmının gereği yerine getirilmeden ve yetersiz gerekçe ile nakil aracının müsaderesine yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Hükümlü ...'ın Temyizi Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) paragrafında açıklanan nedenle sanık yönüyle uyarlama yargılaması sonunda verilen karara karşı itiraz yolu açık olduğu cihetle temyiz denetimine konu bir hükmün bulunmadığı anlaşıldığından itiraz merciince işin esasına ilişkin bir karar verilmek üzere dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Sanık ...'ın Temyizi Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) paragrafında açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

30.04.2024 tarihinde karar verildi.