YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
YARGITAY İ L Â M I
İNCELENEN KARARIN;
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Konya 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.06.2019 tarihli ve 2019/63 Esas, 2019/272 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5 nci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 221 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son bendi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi uyarınca 2 yıl 11 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.11.2019 tarihli ve 2019/1287 Esas, 2019/1501 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine yönelik hüküm kurulmuştur.
3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 06.12.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
Sanık müdafii temyiz dilekçesinde özetle;
-Suç unsurlarının oluşmadığına,
-Maddi imkansızlıklar nedeniyle bu yapının örgüt olduğunu bilmeden içerisinde bulunduğuna,
-Kararın bozulmasına ve sair nedenlere ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın örgütle iltisaklı yurtta kalmak, örgüt içinde belletmen, yurt müdürü, küçük bölge imamı ve sohbet hocası olarak görev almak, adına kayıtlı hat üzerinden ByLock uygulamasını kullanmak, örgüt tarafından düzenlenen protesto eylemine katılmak, örgütle iltisaklı iş yerlerinde çalışmak, aynı suçtan işlem yapılan kişilerle telefon görüşmesi yapmak, ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilen çok sayıda kişi ile telefonla görüşmek, aynı suçtan işlem yapılan kişilerle aynı otelde konaklamak, güvenlik görevlilerine sahte kimlik ibraz etmek şeklinde sabit olan bu eylemlerin örgüt üyeliği için gerekli ve zorunlu olan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğa sahip olduğu, çünkü sanığın örgüt içerisinde değişik görevler üstlendiği, hiyerarşik yapıya dahil olarak verilen görevleri sorgulamaksızın yerine getirdiği, bu kapsamda tam bir bağlılık ve teslimiyet gösterdiği, bu şekilde sanığa atılı bulunan silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sabit olduğu, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini beyan ettiği, bu kapsamda gerek mahkemede ve gerekse teşhis işlemleri için gönderildiği ilgili kolluk biriminde bildiklerini anlattığı, bu haliyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğu kanaatine varılmış ve cezasından TCK'nın 221/4 üncü maddesi gereğince indirim yapıldığı belirtilerek mahkumiyetine dair karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak el edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, sanığın örgüt ideolojisini benimseyerek hiyerarşik yapıya dahil olduğuna ilişkin tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen mahkumiyet kararına yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla kurulan mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 28.11.2019 tarihli ve 2019/1287 Esas, 2019/1501 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Konya 9.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.