Esastan ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1,5 ve 31. sınıfta yer alan ürünler yönünden yaptığı “cytozyme” ibareli marka başvurusunun Markalar Dairesi tarafından 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendi uyarınca reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin anılan ibareli markalarının yurt dışında tescilli bulunduğu gibi başvuruya konu ibarenin ticaret unvanın da asıl unsurunu oluşturduğunu, distribütörü aracılığıyla anılan markayı uzun yıllardır Türkiye'de kullandığını, başvurunun tescili istenen mallar bakımından ayırt ediciliğinin bulunduğunu ve tanımlayıcı olmadığını, başvuru konusu ibarenin kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini ileri sürerek YİDK kararının iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru konusu “cytozyme” ibaresinin ayırt edici niteliği olmadığını ve üzerinde kullanılacak emtialar için cins, çeşit, vasıf ve diğer karakteristik özellikleri belirtir nitelikte bulunduğunu, söz konusu markanın, kaynak gösterme işlevini yerine getiremediğini, davacının markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı yönündeki iddialarına ilişkin dava aşamasında sunduğu delilleri, müvekkili Kurum nezdindeki itiraz aşamasında sunmadığından, bu iddialara itibar edilemeyeceğini, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, anılan ibarenin tıp/sağlık biliminde sahip olduğu anlam itibarıyla başvuru kapsamındaki 05. sınıfta yer alan “insanlar için besin katkı maddeleri; vitamin-mineral katkıları, probiyotikler ve özel katkı maddeleri." açısından 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan mutlak ret engeli kapsamında değerlendirilebileceği; ancak başvuru kapsamında yer alan 01. sınıf ve 31. sınıf emtiaların tamamı ile 05. sınıfta yer alan “Hayvan yemleri için katkı maddeleri ve hayvancılık/üretim ve üretim dışı/ev hayvanları dahil tüm hayvanlar için besin katkı maddeleri; vitamin-mineral katkıları, probiyotikler ve özel katkı maddeleri." emtiaları açısından anılan madde kapsamında değerlendirilemeyeceği, başvuru konusu işaretin kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile YİDK kararının 01. sınıf ve 31. sınıf emtiaların tamamı ile 05. sınıfta yer alan “Hayvan yemleri için katkı maddeleri ve hayvancılık/üretim ve üretim dışı/ev hayvanları dahil tüm hayvanlar için besin katkı maddeleri; vitamin-mineral katkıları, probiyotikler ve özel katkı maddeleri." emtiaları bakımından davacının itirazının reddi yönünden iptaline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; başvuru konusu "cytozyme" ibaresinin “trombokinez, kan plakalarının içerisinde bulunan ve kanamayı durdurmak için kullanılan madde", "kalsiyum iyonlarının varlığında protrombini trombine dönüştüren enzim" anlamlarına geldiğini, başvuruya konu ibarenin 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca marka olabilecek bir ibare olmadığını, başvuruya konu "cytozyme" ibaresinin bir bütün olarak, mal veya hizmetin vasfını belirttiğini, anılan ibarenin marka olarak tescili halinde, herkesin kullandığı bir işaretin bir şahsın inhisarına bırakılmış olacağını, başvuruya konu markanın yeterli ölçüde ayırt edilebilir nitelikte bulunmadığını, Mahkemece alınan 26.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda da aynı sonuca ulaşıldığını, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince farklı kanaat bildiren 15.11.2019 tarihli raporun dikkate alındığını, iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmediğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece alınan her iki bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere başvuruya konu "cytozyme" ibaresi kanın pıhtılaşmasında rol alan bir enzimin adı olduğu, işaretin kullanılacağı mal veya hizmetler bakımından mutlak ret nedenleri kapsamında tanımlayıcı ve karakteristik nitelikte olup olmadığının, tescili istenen sınıflardaki mal veya hizmetlerin özellikleri ve muhtevası ile işaretin tüketicisi tarafından algılanma biçiminin gözönüne alınarak belirlenmesi gerektiği, Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda dava konusu işaretin tescil edilmek istendiği mal ve hizmetlerin özellikleri, içeriği ve tüketici tarafından algılanma biçimi dikkate alınmaksızın sadece dava konusu ibarenin anlamından yola çıkarak genel bir değerlendirme ile sonuca varıldığı, Mahkemece alınan ikinci bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda dava konusu işaretin tescili istenen her bir mal ve hizmet yönünden 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kalıp kalmadığı incelenerek sonuca varıldığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince hüküm kurmaya elverişli bulunan ikinci bilirkişi raporu benimsenerek karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, dava konusu ibarenin anılan mal ve hizmetler yönünden aynı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında bulunmadığına ilişkin Mahkeme kabulünün de yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplere benzer sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.