İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2021 tarihli, 2020/312 Esas, 2021/118 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81 inci maddesinin birinci fıkrası, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası, 29 uncu
maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının uygulanmasına ve mahsuba karar verilmiştir.
B. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.03.2021 tarihli, 2021/442 Esas, 2021/334 Karar sayılı kararı ile: sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan incelemede: Olay tarihinde mağdurun akrabası olan tanık ... ile sanık ...'ın aralarındaki alacak verecek meselesini görüşmek amacıyla bir araya geldikleri, o sırada olay yerinde mağdur ... ile sanığın akrabası tanık ...'ın da olduğu, sanık ile tanık Zülküf arasında tartışmanın başladığı, bu sırada sanığın mağdura yönelik de hakaretlerde bulunması üzerine mağdurun sanığa elleri ile vurmak için hamle yaptığı sırada sanığın üzerinde taşıdığı bıçakla mağduru 5 farklı bölgesinden yaraladığı şeklinde gelişen ve kabul edilen olayda; mağdurdan kaynaklanan herhangi bir haksız fiil veya sözü olmamasına ve ilk haksız eylemin sanık tarafından yapılmasına rağmen, ilk haksız hareketin kim tarafından yapıldığının belli olmadığından bahisle sanığın cezasından (1/4) oranında indirim yapılarak eksik ceza tayin edilmiş olması eleştirilerek sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, suçun sabit olmadığına, sanık hakkında meşru müdafaa ve meşru müdafaada sınırın aşılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Olay tarihinde sanık ...'ın mağdur ...'e olan borcunu konuşmak için gittiği ve alacak verecek meselesinden dolayı aralarında tartışma çıktığı, tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavga sırasında sanığın ...'ü göğüs, sırt ve bacak bölgelerinden bıçakla yaraladığı, bu yaralanma sonucu mağdurun hayati tehlike geçirdiği, olay nedeniyle sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulduğu belirlenmiştir.
2.Olaya ilişkin tutanaklar, CD inceleme tutanağı, uzmanlık raporları, adli muayene raporları, mağdur hakkında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Adli Tıp AD Başkanlığı tarafından düzenlenen 15.10.2020 tarihli adli rapor, sanık savunmaları, mağdur ve tanıkların beyanları dava dosyası kapsamında bulunmaktadır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından eleştiri nedeni dışında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
1.Sanığın eylemi neticesinde mağdurda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Adli Tıp AD Başkanlığı tarafından 13.04.2020 tarihinde yapılan muayenede göğüs ortada 1 adet, sırt sol tarafta 3 adet, sol bacak dış yüzde 1 adet olmak üzere toplam 5 adet kesici delici alet giriş yeri olduğunun, minimal pnömomediastinum, solda mininal hemopnömotoraks oluştuğunun tespit edildiği, mağdur hakkında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Adli Tıp AD Başkanlığı tarafından düzenlenen 15.10.2020 tarihli adli rapora göre mağdurun göğüs ön yüz orta hatta ksifoidin 3 cm üzerinde yaklaşık 1 cm'lik, sol scapula medialinde üstte yaklaşık 2 cm'lik, altta yaklaşık 1 cm'lik, sol scapula altında lateralde yaklaşık 3,5 cm'lik skar dokusu bulunduğu, yaraların tamamı birlikte değerlendirildiğinde kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir duruma sebebiyet verdiği dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 35 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ceza belirlenirken makul bir ceza tayini yerine yazılı şekilde 11 yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuş ise de temyiz edenin sıfatı karşısında aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sanığın hedef aldığı vücut bölgeleri, yara yerleri, mağdur hakkında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Adli Tıp AD Başkanlığı tarafından düzenlenen 15.10.2020 tarihli adli rapora göre yaraların niteliği ve kullanılan aletin elverişliliği hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın eyleme bağlı ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, somut olayda meşru müdafaa ve meşru müdafaada sınırın aşılması koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, hükümde eleştiri nedeni dışında bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 30.03.2021 tarihli, 2021/442 Esas, 2021/334 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz
incelemesi sonucundaeleştiri nedeni dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.