Davanın reddi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Ankara Şubesi ile dava dışı ... İnş. Madeni Yağ.Petrol Ürünl. Turz. Ltd. Şti arasında akdedilen 16.02.2011 tarihli kredi genel sözleşmesi uyarınca, ... İnş. Madeni Yağ.Petrol Ürünl. Turz. Ltd. Şti.’ne kredi açılarak kullandırıldığını, sözleşmeyi davalı ...’in müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığından borçtan sorumlu olduğunu, anılan sözleşmeye istinaden kullandırılan kredi hesaplarının sözleşmenin bankaya verdiği yetkiye istinaden 26.02.2016 tarihinde kat edildiğini ve 26.02.2016 tarihi itibariyle 3.807.655,99 TL borç bakiyesi tespit edilerek 26.02.2016 tarihli ihtarnamenin tüm borçlulara keşide edildiğini, süresi içinde borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2016/5316 sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin davalı tarafın borca ve ferilerine itirazı sonucu davacı yönünden durduğunu, dava dışı borçlular aleyhine 3.829.464 TL alacak üzerinden takip başlatılırken, davalının sadece 4000203710 no'lu krediden kaynaklanan 3.344,670 TL riskten sorumlu olduğunun takip talebinde ve kendisine tebliğ edilen ödeme emrinde açıkça belirtildiğini, itirazın haklı nedenlere dayanmadığını, kötü niyetli olduğunu iddia ederek itirazın iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının kefalet sözleşmesine kendi el yazısıyla sorumlu olduğu azami miktarı ve kefalet tarihini yazmadığını, bu hususların banka personeli tarafından doldurulduğunu, müvekkilinin hiçbir referans numaralı krediden bankaya karşı sorumlu olmadığını, genel kredi sözleşmesinin 16.02.2011 tarihinde düzenlendiğini, müvekkili davalının o tarihte söz konusu ikamet adresi İstanbul olduğu halde sözleşmeye 5 yıl sonraki Ankara adresinin yazıldığını, davacı yan ile icra takip dosyası diğer borçluları arasında 06.05.2016 tarihinde yeniden yapılandırma protokolü tanzim edildiğini, bu yapılandırma yeni bir sözleşme niteliğinde olduğundan önceki sözleşmedeki kefalet işlemi geçerli olsaydı dahi müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, müvekkilinin 2011 yılında düzenlenen genel kredi sözleşmesine sadece imza attığını, başkaca herhangi bir kredi sözleşmesine imza dahi atmadığını savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile dava dışı... İnş. Mad. Yağlar Petr. Ltd. Şti. arasında 12.10.2011 tarihinde 10.000.000 TL limitli kredi genel sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmenin davalı ... tarafından 10.000.000,00 TL limitle müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığı, asıl borçlu şirkete dava konusu 4000203710 no'lu kredinin 13.10.2011 tarihinde 3.500.000,00 TL olarak kullandırıldığı, takip tarihi itibariyle davacı bankanın, 4000203710 nolu kredi nedeniyle 3.030.985,85 asıl alacak, 289.926,32 TL işlemiş akdi faiz tutarı, 16.417,84 TL işlemiş temerrüt faizi, 15.317,20 TL BSMV olmak üzere toplam 3.352.647,21 TL alacağı bulunduğu, dava konusu 12.10.2011 tarihli 10.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin kefalet limiti ve sözleşme limiti yazılmaksızın boş olarak düzenlendiğinin ispat edilemediği sürece sözleşmedeki kefaletin geçerli olduğu, sözleşmedeki imzanın davalı tarafça inkar edilmediği, dava dışı... İnş. Mad. Yağlar Ltd. Şti. ile davacı banka arasında 06.05.2016 tarihinde imzalanan protokolde belirtilen tarih itibariyle toplam borcun 4.019.763,00 TL olarak belirtildiği, protokolün dava dışı ... ile... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığı, davalı kefil ...’in bu protokolde kefalet imzası bulunmadığı, protokolün 7 nci maddesinde, protokolde veya 12.10.2011 tarihli sözleşmede belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde, herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın borcun tamamının muaccel hale geleceğinin, kefillere sağlanan her türlü imkanın geçmişe dönük olarak ortadan kalkacağının, banka ile borçlular arasında imzalanan kredi sözleşmelerinin hükümleri doğrultusunda ve/veya işbu protokol şartlarında hesaplanacak alacak için Bankanın dilediği hukuki işlemleri başlatabileceğinin düzenlendiği, 06.05.2016 tarihinde imzalanan protokol(yeniden yapılandırma) içeriğine göre davalı kefilin kredi sorumluluğunun sona ermediği, ayrıca davacı banka vekilinin 08.10.2019 tarihli dilekçe ekinde sunduğu banka kayıtlarına göre takip konusu borcun kapanmadığı, davalı tarafın 4000203710 nolu kredi nedeniyle oluşan borç tutarından diğer borçlularla birlikte sözleşme kapsamında sorumlu olduğu, takip tarihi itibarıyla davacı bankanın 4000203710 nolu kredi nedeniyle 3.030.985,85 asıl alacak, 289.926,32 TL işlemiş akdi faiz tutarı, 16.417,84 TL işlemiş temerrüt faizi, 15.317,20 TL BSMV olmak üzere toplam 3.352.647,21 TL alacağı bulunduğu, takipte talep edilen tutarın bu tutardan daha az olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara 15.İcra Müdürlüğünün 2016/5316 sayılı takip dosyasında davalının takibe itirazının iptaline, takibin devamına, kabul edilen 3.344.670,11 TL alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 668.934,02 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, koşulları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının süresi içerisinde açılmadığını, genel kredi sözleşmesinde yer alan davalı adresi, kefalet tarihi, sözleşme limiti ve azami bedel ibarelerinin sonradan doldurulduğunu, bu konuda inceleme yapılması yönündeki taleplerinin reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yapılandırma protokolü kapsamında ödenen miktarların mahsup edilmemesi gerektiğini, genel kredi sözleşmesinin geçerlilik koşullarını taşımadığını, müvekkilinin sözleşme ile sorumlu olduğu iddia edilen azami miktarın davacının talep ettiği bedelin neredeyse 1/10'u olduğunu bildirerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini, davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmedeki imzanın davalı tarafça inkar edilmediği, kefalet bölümündeki adres ve kefalet limiti bölümlerinin sözleşmenin düzenlendiği tarihte boş olduğu kabul edilse bile sözleşmede kredi limitinin 10.000.000,00 TL olarak yazıldığı, dolayısıyla davalı tarafın kefil olduğu tutarı bildiği ve bu suretle sözleşmenin düzenlenme tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre davalı tarafın kefaletinin geçerli olduğu, davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, dava dışı Yeni .... İnş. Mad. Yağlar San. Ltd. Şti. ile davacı Banka arasında 06.05.2016 tarihinde imzalanan protokolde belirtilen tarih itibariyle toplam borç 4.019.763,00 TL olarak belirtildiği, protokolün dava dışı .... ile... tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığı, davalı kefil ...’in bu protokolde kefalet imzası bulunmadığı, davacı vekilince 17.05.2018 tarihli dilekçe ile 4000203710 no'lu kredinin 06.05.2016 tarihinde yeniden yapılandırılarak 6009481382 risk no'lu kredinin açıldığı, söz konusu kredinin de geri ödemelerinde sorun yaşanması nedeniyle 31.03.2017 tarihinde şirket hakkında takip başlatıldığının bildirilmesi ve dosyada mevcut 6009481382 no'lu kredinin ödeme planında söz konusu kredinin ticari yeniden yapılandırma kredisi olarak ve asıl borçlu şirket vekilinin 06.05.2016 tarihli başvuru dilekçesindeki rakam ve belirlemelere göre kullandırılması karşısında davacı tarafça önceki kredi borçlarının tasfiyesi amacıyla yeniden kredi kullandırılması nedeniyle davacı banka ile asıl borçlu şirket ve protokolde kefalet imzası bulunan... ve ... arasında yeni bir kredi ilişkisinin doğduğunun kabulü gerektiği, davalı kefilin söz konusu kredi borcu nedeniyle sorumluluğunun banka kayıtlarına göre kapatılarak sona erdiği, nitekim banka hesap özetinde de kefilin kefaletinde kullandırılan kredi hesabına yeni kredinin aktarılarak kredi borcunun kapatıldığı, açılan yeni kredi ilişkisinde de davalı kefilin sözleşmesel bir ilişkisi bulunmadığı, zira davalının yapılandırmaya ilişkin protokolde herhangi bir sıfatla imzasının yer almadığı, yapılandırma protokolü ile kullandırılan kredinin önceki tüm borçların tasfiyesi amacıyla kullandırıldığı, 12.10.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı kefilin dava dışı asıl borçlunun doğmuş ve doğacak tüm borçlarından sorumlu olduğuna ilişkin düzenlemenin söz konusu sözleşme kapsamında kullandırılan kredilere yönelik olduğu ve bu sözleşme kapsamında kullandırılmayan kredi borçları nedeniyle davalının sorumlu tutulamayacağı, davanın ve davacı bankanın icra takibinde kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; protokol gereğince kefilin sorumluluğunun devam ettiğini, protokolün 6.2. ve 6.3 maddeleri gereğince kredi ilişkisinin sona ermediğini, sözleşmenin yenilenmediğini, genel kredi sözleşmesinin halen geçerli olduğunu, yapılandırıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sözleşmenin geçerli olmadığını, protokole rağmen takip yapıldığını, kredi borcunun kapatıldığının bilinmesine rağmen takip başlatıldığını, kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

Davacı genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan kredinin geri ödenmemesi üzerine icra takibi başlatmış; davalı 06.05.2016 tarihli yeniden yapılandırma protokolünde imzasının bulunmadığını, bu protokol gereğince önceki sözleşme ilişkisinin sona erdiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince 12.10.2011 tarihinde kredi genel sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşmenin davalı tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalandığı, 06.05.2016 tarihinde imzalanan protokol içeriğine göre davalı kefilin kredi sorumluluğunun sona ermediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı kefil ...’in bu protokolde kefalet imzası bulunmadığı, davacı tarafça önceki kredi borçlarının tasfiyesi amacıyla yeniden kredi kullandırılması nedeniyle davacı banka ile asıl borçlu şirket ve protokolde kefalet imzası bulunan kişiler arasında yeni bir kredi ilişkisinin doğduğunun kabulü gerektiği, davalı kefilin söz konusu kredi borcu nedeniyle sorumluluğunun banka kayıtlarına göre kapatılarak sona erdiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

06.05.2011 tarihli protokolün 6.3 maddesi "Taraflar işbu Protokol'ün imzalanmış olmasının, taraflar arasında daha önce akdedilmiş 12.10.2011 tarihli Kredi Genel Sözleşmesini değiştirmediği, ortadan kaldırmadığı ve yenilemediği hususlarında mutabakata varmışlardır" şeklindedir. Ayrıca anılan protokolün 7 nci maddesinde protokol hükümlerine göre ödemelerin aksatılması durumunda borcun tamamının muaccel olacağı, bankanın kredi sözleşmelerinin hükümleri doğrultusunda ve/veya protokol şartlarında hesaplanacak alacağı için dilediği hukuki işlemi başlatabileceği belirtilmiştir. O halde protokol hükümleri dikkate alındığında kredi borcunun yapılandırıldığının, davalının kefil olarak sorumluluğunun devam ettiğinin kabulü gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine,

Alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.