İstinaf başvurularının esastan reddine

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.07.2018 tarihli 2017/185 Esas, 2018/427 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkraları, 63 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık ...'ın 6 yıl 3 ay, Sanık ...'ın ise 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 03.07.2018 tarihli 2017/185 Esas, 2018/427 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ... ile Sanık ... ve müdafinin yapmış olduğu istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 07/06/2021 tarihli ve onama ve bozma görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Sanık ...'ın hükme karşı temyiz sebepleri özetle;

1-Soruşturma ve kovuşturma aşamasında Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda öngörülen usullere uyulmadığına,

2-Suç işlenmesi açısından bilerek ve isteyerek herhangi bir örgütlenmenin içine dahil olmadığından örgüt üyesi olarak değerlendirilemeyeceğine,

3-Hakkındaki tanık beyanlarının iftira niteliğinde olduğuna,

4-Tanıkların mahkeme huzurunda ya da SEGBİS vasıtasıyla dinlenilmediğine,
Sanık ...'ın hükme karşı temyiz sebepleri özetle;

1-Soruşturma ve kovuşturma aşamasında Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda öngörülen usullere uyulmadığına,

2-Suç işlenmesi açısından bilerek ve isteyerek herhangi bir örgütlenmenin içine dahil olmadığından örgüt üyesi olarak değerlendirilemeyeceğine,

3-Tanık beyanlarının çelişkili olduğuna,

4-CGNAT verilerinin çelişkili olduğuna, dikkatli incelendiğinde gerçekte bylock kullanıcısı olmadığının anlaşılacağına,

5-Gerekçe ortaya konulmadan hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulduğuna,
Sanık ... müdafinin hükme karşı temyiz sebepleri özetle;

1-Atılı suçun unsurlarının oluşmadığına,

2-CGNAT verilerinin çelişkili olduğuna ve tek başına CGNAT verileri ile müvekkilinin bylock kullanıcısı olduğuna kanaat getirilemeyeceğine,

3-Tanık beyanlarının çelişkili olduğuna ve kendilerine soru sorma hakkı tanınmadığına ve sair sebeplere ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

İlk Derece Mahkemesince atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit görülmekle mahkumiyet kararları verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

Sanık ... yönünden;

1- Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilmekle;
ByLock kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, ByLock uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, ilgili birimlerden bylock tespit ve değerlendirme tutanağının temin edildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,

2-Genel kural, tanıkların mahkeme huzurunda bizzat dinlenilmesi olup bunun gerçekleşememesi halinde SEGBİS yolu ile dinlenebileceği, bu teknik imkanın bulunmaması halinde de hastalık veya malullük veya giderilmesi olanağı bulunmayan başka bir nedenle bir tanık veya bilirkişinin uzun ve önceden bilinmeyen bir zaman için duruşmada hazır bulunmasının olanaklı bulunmayacağı anlaşılırsa, mahkemece istinabe yolu ile dinlenilmesine karar verilmesi mümkündür (CMK 180/1) ancak; tanık veya bilirkişilerin dinlenmesi için belirlenen ..., Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilmelidir (CMK 181/1).
Dosya kapsamına göre, bir kısım tanık beyanlarının suçun sübutu açısından belirleyici delil niteliğinde olup ehemmiyet arz eder nitelikte olması karşısında, bu tanıkların duruşmaya getirilerek taraflara da soru sorma hakkı tanınmak suretiyle beyanlarının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle CMK'nın 210/1 inci maddesine muhalefet edilmesi,
Sanık ... yönünden;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan, kovuşturma aşamasında kendisinin seçtiği bir müdafi bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun’un 156 ncı maddesi uyarınca da re'sen müdafi görevlendirilmeyen sanığa, Anayasa'nın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddelerinde teminat altına alınan adil yargılanma ilkesinin zorunlu sonucu olarak 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca müdafi görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanmasına netice verecek biçimde müdafi hazır bulundurulmaksızın mahkûmiyet hükmü kurulmak suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 188 inci maddesinin birinci fıkrası, 197 nci maddesinin birinci fıkrası ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) bentlerine muhalefet edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık ... ile sanık ... ve müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden sanık ... bakımından sair yönleri incelenmeyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 03.05.2019 tarihli 2018/362 Esas, 2019/696 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.02.2024 tarihinde karar verildi.