Davanın kabulüne
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, bu kez davalı Hazine ve Oman İdaresi vekilleri tarafından İlk Derece Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili 01.08.2014 havale tarihli dava dilekçesinde, sınırlarını bildirdikleri Ovapınar Köyü Konyaaltı mevkiinde bulunan yaklaşık 10000 m² yüzölçümlü taşınmazı 02.03.1999 tarihinde satın aldığını, taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının müvekkili yararına oluştuğunu iddia ederek taşınmazın Medenî Kanunun 713 üncü maddesi hükmüne göre müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile Düzce ili Merkez ilçesi Ovapınar Köyünde bulunan doğusunda Ovapınar Köyü 1 nolu parsel, batı ve güneyinde Beyköy beldesine ait parseller, kuzeyinde orman ile çevrili bulunan orman bilirkişisi Zekeriya Kendir'in 09.10.2015 tarihli rapor ve krokisinde (B) harfi ile gösterdiği 3297,48 m2'lik kısmın tarla vasfıyla davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hükmün davacı vekili ve davalı Orman İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.11.2018 tarihli ve 2018/3629 Esas-7254 Karar sayılı ilamı ile eksik inceleme ve araştırma sonucu yetersiz bilirkişi kurul raporuna dayalı verilen karar usul ve kanuna aykırı olmakla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; bozma ilamında belirtilen şekilde araştırma yapılarak, davacının eklemeli zilyedlik yoluyla taşınmazın 20 yıldan fazla süreyle fasılasız ve nizasız zilyedi olduğu, dava konusu tescil harici alanın Kadastro Kanunu'nun 17 nci maddesinde belirtilen orman, kamu hizmetine tahsis edilen arazilerden olmadığı, bilirkişi raporu ile yapılan tespitler çerçevesinde taşınmazın imar ve ihya yoluyla 1940 yıllardan beri tarla olarak kullanılageldiği, imar uygulamasının yapıldığı 2008 yılına kadar 20 yıldan fazla zilyetliğin söz konusu olduğu dikkate alınarak, davacı yönünden dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi uyarınca zilyedlikle iktisap şartlarının gerçekleşmiş olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve Oman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine ve Oman İdaresi vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.