Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin iş akdinin haksız yere feshedildiğini iddia ederek kıdem-ihbar tazminatı ile fazla mesai, ulusal bayram-genel tatil, asgari geçim indirimi, hafta tatili ve yıllık izin alacaklarının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının sağlık sorunları sebebiyle kendisinin işten ayrıldığını ve davacının iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Dava, işçilik alacaklarına ilişkin alacak davası olup, İş Mahkemelerinin görevine girmekte ve basit yargılama usulü uygulanmaktadır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın 28.02.2011 tarihinde açıldığı, mahkemece 09.03.2012 tarihinde ilk kez dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı tarafından davanın yenilendiği ve duruşmalara devam edildiği, 22.05.2013 tarihli celsede de davacı vekilinin duruşmaya gelmediği ve davalılar vekilinin davayı takip etmek istemediğini beyan ettiği anlaşılmaktadır. Ancak yerel mahkeme dava 2. kez takipsiz bırakılmasına rağmen davaya devam etmiş ve davanın esası hakkında karar vermiştir.
Uyuşmazlık 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri kanunu yürürlükteyken açılmış olan davanın, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra 2 kez takipsiz bırakılması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilip verilemeyeceğidir. Aynı konuda emsal bir uyuşmazlık hakkında 15.05.2013 tarihli 2012/17-1629 Esas ve 2013/700 Karar sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında aşağıda belirtilen gerekçe ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir.
Söz konusu Hukuk Genel Kurulu kararı gerekçesinde; "Mülga 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409.maddesi;
“Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
Oturum gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hallerde, gün tespit ettirilmemiş ise, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle birinci fıkra hükmü uygulanır.
Yukarıdaki fıkralar hükmü gereğince dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, oturum, gün, saat ve yerini bildiren çağrı kağıdı ile birlikte taraflara tebliğ olunur.
Dava dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenilenirse yeniden harç alınır. Bu harç yenileyen tarafından ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, yeni bir dava sayılmaz.
İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
Birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hükmü uygulanır.” hükmünü içermektedir.
Öte yandan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun konu ile ilgili 150.maddesi ise; “ (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir…
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır….” şeklinde düzenlenmiştir.
Bunun yanı sıra 6100 sayılı HMK'nun 320.maddesi, basit yargılama usulüne tabi davalarda özel bir düzenlemeye yer vermiştir.Anılan madde hükmüne göre;
“…(4) Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır.” denilmek suretiyle, basit yargılama usulü uygulanan davalarda, davanın birden fazla takipsiz bırakılamayacağı hususu düzenlenmiştir.
Bir usul hükmünün yürürlüğe girmesinden sonra bir dava açılırsa, bu davaya yeni usul kurallarının uygulanması esastır. Dava konusu işlemin daha önce yapıldığı ileri sürülerek, o sırada geçerli kuralların uygulanması istenemez. Ancak yeni hükümlerin ne zaman yürürlüğe gireceği açıkça düzenlenmişse, bu düzenleme dikkate alınacaktır. Buna ilişkin hüküm yoksa, usul işleminin tamamlanıp tamamlanmadığına bakılması gerekir. Eğer bir usul işlemi tamamlandıktan sonra yeni kural yürürlüğe girerse o işlem geçerli olarak kalır.Buna karşılık bir usul işlemi henüz tamamlanmamış veya başlamamış ise,yeni kanun, kural olarak hemen yürürlüğe girecektir. Çünkü genel olarak kanunlar hemen etkili olur ve uygulanırlar.(Prof.Dr.Hakan Pekcanıtez,Medeni Usul Hukuku, Ankara 2000,syf 47 vd.)
Mülga 1086 sayılı HUMK'nun hangi hükümlerinin uygulanmaya devam edeceği hususu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda aşağıdaki maddelerde düzenlenmiştir:
6100 sayılı HMK'nun Geçici 1.Maddesi ; “ (1) Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz.
(2) Bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümleri Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmaz.” ;
Geçici 3.madde de “ (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.” denilmek suretiyle 1086 sayılı HUMK'nun uygulanacağı haller belirtilmekle beraber, anılan maddelerde 1086 sayılı HUMK'nun 409.maddesine değinilmemiştir.
1086 sayılı HUMK 578 maddesinde “ İşbu kanun müktesep hakları ihlal etmemek şartiyle makabline şamildir.” hükmünü içerse de; 6100 sayılı HMK 'nun zaman bakımından uygulanma başlığını taşıyan 448.maddesinde “ (1) Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.” denilmek suretiyle usul hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasında derhal uygulanırlık ilkesi benimsenmiş olup, somut olayda dosya, yeni 6100 sayılı yasa döneminde ilk kez işlemden kaldırıldığına ve mülga 1086 sayılı yasa döneminde henüz bir işlemden kaldırma kararı verilmediğine göre kazanılmış bir haktan da söz edilemeyecektir."
Somut uyuşmazlıkta dava, 28.02.2011 tarihinde henüz 6100 sayılı yeni HMK yürürlüğe girmeden açılmış, mahkemece dava ilk olarak 09.03.2012 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun yürürlüğe girmesinden sonra işlemden kaldırılmıştır. Davacı tarafından davanın yenilendiği ve duruşmalara devam edildiği, 22.05.2013 tarihli celsede de davacı vekilinin duruşmaya gelmediği ve davalılar vekilinin davayı takip etmek istemediğini beyan ettiği görülmektedir.
Mahkemece yukarıda belirtilen Hukuk Genel Kurulu Kararında da belirtildiği üzere 6100 sayılı HMK'nun 320/4.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, davaya devam edilerek davanın esası hakkında karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.10.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.