Taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklı maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 05.01.2019 tarihinde davacı şirkete ait ve davalı tarafından kasko sigortası yapılan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu aracın hasarlandığını, kaza sonrası maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı düzenlenerek fotoğraflar çekildiğini, kasko sigorta şirketince yapılan araştırmalar sonucu hasarın belirtilen hadise neticesinde gerçekleşmediği gerekçesiyle hasar tazminatının ödenmediğini, kaza sonrası aracın yetkili servisi tarafından tamir edildiğini, yapılan masrafın 158.322,14 TL olduğunu ve fatura edildiğini, müvekkili şirketçe 31.07.2019,31.08.2019,30.09.2019 keşide tarihli 52.774,00 TL tutarlı üç adet çek ile ödeme yapıldığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 158.322,00 TL'nin hasar bedelinin ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsilini dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; trafik kazasına karışan aracın müvekkili sigorta şirketi nezdinde kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, yapılan araştırmalar sonucunda eksperler tarafından düzenlenen araştırma raporunda yapılan tespitler uyarınca hasar ile beyan arasındaki uyumsuzluktan dolayı hasar dosyasının reddedildiğini, hasarın nasıl gerçekleştiğinin belirlenmesinin önem arz ettiğini, davacı sigortalının doğru beyan verme yükümlülüğüne aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre davacı şirkete ait aracın, davalı ... tarafından kasko poliçesi ile teminat altına alındığı, sigortalı aracın 05.01.2019 tarihinde sigortalı aracın kazaya karıştığı, araçta meydana gelen hasarın davalı ... tarafından teminat dışında kaldığı iddiası ile davacının talebinin kabul edilmediği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kasko poliçesi ile teminat altına alınan araçta meydana gelen zararın teminat dışında kalıp kalmadığı hususunda toplandığı, makine mühendisi ve sigortacılık alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alındığı, davacıya ait araçta meydana gelen zararın Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışı hallerden olduğunun davalı ... tarafından ispat edilmesi gerektiği, bu yönde dosyaya ibraz edilmiş ispata elverişli delil bulunmadığından ispat olunamayan davalı itirazına itibar edilmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 158.242,44 TL maddi tazminatın 30.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, araçta dain-i mürtehin olduğunun belirtilmesine rağmen bu kuruluştan dava açılmasına muvafakati olup olmadığı, dava sonucu çıkacak tazminatının davacıya ödenmesine muvafakati bulup bulunmadığının sorulmadığını, araçtaki hasarı talep hakkının rehin alacaklısına ait olduğunu, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, hasar ile beyan arasında uyuşmazlık bulunduğunu, bilirkişinin bu hususta değerlendirmede bulunmadığını, bilirkişi raporunda hesaplanan hasar miktarının hatalı olduğunu, teknik incelemeye değil insiyatife dayalı olduğunu, aracın pert total işlemine tabi tutulup tutulmaması gerektiğine ilişkin tespit içermediğini, poliçedeki muafiyetlerin dikkate alınmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince; makine mühendisi ve sigortacılık alanında uzman bilirkişi heyetinden rapor alındığı, 21.02.2020 tarihli raporda; davacıya ait araçta meydana gelen zararın Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışı hallerden olup olmadığının davalı ... tarafından ispat edilmesi gerektiği yönünde görüş belirtildiği, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı tarafça bu yönde dosyaya ibraz edilmiş ispata elverişli delil bulunmadığı sonuç ve kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir hâlin olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, araçta dain-i mürtehin olduğunun belirtilmesine rağmen bu kuruluştan dava açılmasına muvafakati olup olmadığı, dava sonucu çıkacak tazminatının davacıya ödenmesine muvafakati bulup bulunmadığının sorulmadığını, araçtaki hasarı talep hakkının rehin alacaklısına ait olduğunu davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun denetime uygun, gerekçeli bir rapor olmadığını, hasar kalemlerinin tek tek belirlenmediğini, bilirkişi raporunda hesaplanan hasar miktarının fahiş belirlendiğini, hasarlı parçaların öncelikle onarımının yapılacağı onarım mümkün değil ise değiştirileceğinin dikkate alınmadığını, yetkili servise araç götürülmediğinden % 25 oranında muafiyet uygulanması gerektiğini, aracın pert total işlemine tabi tutulup tutulmayacağının raporda tespit edilmediğini belirtmiştir.

davalı ... tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait aracın çift taraflı kazaya karışması sonucu araçta meydana gelen hasar bedeli talebine ilişkindir.

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Kasko Sigortası Genel Şartları, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409,1453 ve 1459 uncu maddeleri

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve araç üzerindeki rehnin Bölge Adliye Mahkemesi kararından önce kaldırılmış olmasına, bilirkişi raporunun denetime uygun ve hüküm kurmaya elverişli bulunmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.