Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı şirkette 23/12/2004 tarihinden iş akdini haklı nedenle feshettiği 02/04/2015 tarihine kadar işletme bakım departmanında son olarak süreç görevlisi olarak çalıştığını, işe başladıktan 3 ay sonra sendikaya üye olduğunu, 01/03/2003 tarihli toplu iş sözleşmesi hükümleri gereğince yevmiye ücretinin 29,20 TL'den 25,42 TL'ye düşürüldüğünü, bu şekilde aylık ücretinin eksik hesaplanarak ödendiğini, kullanılmayan 47 günlük yıllık izni olduğunu, bunların ücretinin de ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret fark alacağı ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, bordroda belirtilen miktarların açıkça belli ve tartışmasız olduğunu, kısmi dava açılamayacağını, işi kendi isteği ile bırakan işçiye kıdem tazminatı ödenmeyeceğini, davacının işe başladığında 876,00 TL aylık brüt ücret aldığını, günlük ücretinin 29,20 TL olduğunu, kendi isteği ile sendikaya üye olduğunu, 01/03/2003-28/02/2005 tarihleri arasında yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesine göre çıplak yevmiyesinin 25,42 TL olarak belirlendiğini, sendikaya üye olduktan sonraki aylık ücretinin, sendika üyesi olmadan önceki işe giriş aylık brüt ücretine göre % 40 artış gösterdiğini, çalıştığı dönemdeki haklarının tam olarak ödendiğini, yıllık izin alacağının bulunmadığını, bu hususun bordro kayıtlarında açıkça belli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kabulü ile kıdem tazminatı, ücret fark alacağı ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacı işçi, iş sözleşmesi ile belirlenen temel ücretinin toplu iş sözleşmesi ile düşürüldüğünü, sonrasında toplu iş sözleşmesi ile belirlenen ücret artışlarının düşük ücretle yapıldığını, bu durum nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret farkı ve yıllık izin alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren, toplu iş sözleşmesi ile davacının gelirlerinde artış meydana geldiğini, toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılan tüm ücret ve sosyal yardımlarının ödendiğini savunmuştur.
Mahkemece, işveren tarafından toplu iş sözleşmelerinin uygulanması neticesinde iş sözleşmesinde kararlaştırılan ücretin davacının sendikaya üyeliği ve TİS'ten yaralanmaya başlaması üzerine düşürülmesinin 2822 sayılı TİSGLK'nın 6. maddesi uyarınca işçi lehine şart ilkesinin ihlali niteliğinde olduğu gerekçesiyle ücret farkı isteği ile ücretinin eksik ödenmesi nedeniyle davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği kanaatiyle kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı işçi 23.12.2004 tarihinde işe başlamış olup, taraflar arasında imzalanan bireysel iş sözleşmesinin 6. maddesinde yevmiye 29,20 TL olarak belirlenmiş, 7. maddede ise fazla çalışmaların ücrete dahil olduğu açıklanmıştır. İş sözleşmesinin 8. maddesinde ise işçinin sendikaya üye olması durumunda işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesindeki şartlar dahilinde hak ve menfaatlerden yararlanacağı belirtilmiştir.
İş ilişkisinin kurulduğu tarihte işyerinde 21.10.2003 tarihinde imzalanmış olan 01.03.2003-28.02.2005 tarihleri arasında yürürlükte kalan toplu iş sözleşmesi uygulanmaktadır. Toplu iş sözleşmesinde davacının konumunda çalışanlar için yevmiye 25,42 TL olarak belirlenmiştir.
Davacı işçi işe girdiği tarihten itibaren yaklaşık üç ay sonra sendika üyesi olmuş ve yevmiyesi 25,42 TL olarak uygulanmaya başlanmış, bu arada toplu iş sözleşmesi ile getirilen diğer mali ve sosyal haklardan yararlanmıştır.
Bireysel iş sözleşmesinin 8. maddesinde taraflarca, işçinin ilerde sendikaya üye olması halinde temel ücretin toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre belirleneceği açıkça kararlaştırılmıştır. Davacı işçinin iş sözleşmesini imzaladığı tarihte işyerinde 2003-2005 tarihleri arasında yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinde ücret rakamı 25,42 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda davacı işçi bireysel iş sözleşmesini imzaladığı sırada, ileride sendika üyesi olması durumunda yevmiyesinin ne kadar olması gerektiği bilmektedir ve buna göre üye olması halinde uygulanacak yevmiye de toplu iş sözleşmesi hükümleri ile aynı doğrultuda belirlenmiştir. Başka bir anlatımla taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde, işe giriş yevmiyesi 29,20 TL olarak belirlenmiş olsa da, yevmiyenin işçinin sendikaya üye olması durumunda 25,42 TL olacağı öngörülmüş durumdadır.
İş sözleşmesinin 8. maddesi hukuken geçerli olup değişiklik yapma yönünde saklı kayıt anlamındadır ve işçinin sendikaya üye olması ile taraflar arasında ücretten indirimi öngören bir sözleşme hükmü olarak sonuç doğurur. Bu durumda çalışma koşullarında işçi aleyhine değişiklik yapıldığı ve İş Kanunu'nun 22. maddesine aykırılık oluştuğundan söz edilemez.

Bireysel iş sözleşmesi ile toplu iş sözleşmesi hükümleri arasında ücretin miktarı yönünden herhangi bir çatışma bulunmadığından, davacının işe girdiği ve sendikaya üye olduğu tarihlerde yürürlükte olan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu'nun 6/2. maddesine göre, hizmet akitlerinde yer alan işçi lehine hükümlerin uygulanacağı yönündeki kuralın da uygulama imkanı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı işçinin sendikaya üyeliğinin ardından uygulanmaya başlayan toplu iş sözleşmesi hükümleri ile iş sözleşmesinin ücrete dair kuralları arasında tam bir uyum bulunduğu ve davacı işçinin temel ücretinde eksilme olmadığı, buna bağlı olarak da iş akdinin feshinde haklı nedeni bulunmadığı anlaşıldığından fark ücret ile kıdem tazminatı isteklerinin reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.

3-Bu bağlamda davacının hüküm altına alınan yıllık izin ücreti alacağının ilk işe giriş yevmiyesi olan 29,20 TL esas alınarak yapılan artışlar sonucu ulaşılan ücrete göre hesaplanması da yerinde değildir.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 24/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.