ASIL DAVADA DAVACI: ... vekili Avukat ...
BİRLEŞEN DAVADA DAVACI: ... vekili Avukat ...
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın 18.05.2020 tarihinde yaptığı tek taraflı kaza sonucu yolcu konumundaki davacıların kızının vefat ettiğini, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek, belirsiz alacak olarak asıl davada davacı anne için 1.000,00 TL, birleşen davada davacı baba için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 26.04.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesiyle davacı anne için talebini 143.251,62 TL'ye, birleşen davada davacı baba için talebini 143.251,62 TL'ye artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazayı yapan aracın davalı tarafından sigortalanmadığını, sigortalısının farklı olduğunu, KTK 90 ıncı madde gereği ZMMS genel şartlarının uygulanması gerektiğini, taleplerin teminat dışı olduğunu, mütevaffanın alkollü olduğunu bildiği kişinin aracına binerek müterafik kusurunun bulunduğunu, emniyet kemeri takıp takmadığının tespiti gerektiğini, hatır taşıması indirimi yapılmasını, kusur durumunun tespitini, Sosyal Güvenlik Kurumu ödemesi varsa tespitini, faiz başlangıç tarihinin karar tarihi olmasını, temerrüde düşülmediğini, ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, uzlaşma olup olmadığının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların kızlarının dava dışı ...'nın kullandığı araçta yolcu olarak bulunduğu, sigorta şirketinin trafik kazasına karışan aracın kendileri tarafından sigortalanmadığı, bu sebeple husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde savunmada bulunduğu, yapılan incelemede...plakalı aracın daha önceki plakasının... plakası olduğu ve 08.05.2020 tarihinde Muhammet Muttalip Kasal adına satış yapıldığı, kazanın 18.05.2020 tarihinde meydana geldiği, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik'in 11 inci maddesi uyarınca, mevcut sözleşme işletenin değiştiği tarihten itibaren on beş gün süresince herhangi bir işleme gerek kalmaksızın ve prim ödenmeksizin yeni işleten için de geçerli olacağı ve davaya konu trafik kazasının 18.05.2020 tarihinde meydana geldiği, aracın devrinin ise 08.05.2020 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında on beş günlük sürenin henüz dolmadığı anlaşıldığından sigorta şirketinin sorumluluğunun devam ettiği, davalı ... şirketinin dava dışı sürücü ...'nın alkollü olduğu yönünde yapmış olduğu savunmasının, dosya içerisinde bulunan tutanaklar ile sürücünün alkollü olmadığına yönelik yapılan tespitlerle aksinin ispatlandığı, 20.01.2021 tarihli ATK raporunda sürücü ...'nın yüzde yüz oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, destekten yoksun kalma tazminat hesabı yapılması için dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişinin kök raporu ve ek raporunda sonuç olarak davacı anne ...'un 143.251,62 TL, davacı babanın 143.251,62 TL destekten yoksun kalma zararı olduğunun tespit ettiği, sürücünün davacıların vefat eden kızlarının teyzesinin oğlu olduğu, yakın akrabalık bağı bulunması nedeni ile hatır taşımasının söz konusu olamayacağının (Yargıtay (Kapatılan) 17. HD 2016/19530 Esas ve 2019/9799 Karar sayılı ilamı) anlaşıldığı, bu sebeple ayrıca indirim yapılmasına yer olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 143.251,62 TL'nin 08.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kabulü ile 143.251,62 TL'nin 01.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde; kazaya karışan aracın müvekkili şirket tarafından sigortalanmadığını, müvekkili şirkete bu nedenle husumet yöneltilemeyeceğini, yerel mahkemece hükme esas alınan hesap raporuna yönelik olarak sundukları itirazların göz önünde bulundurulmadığını, zararın artmasında müteveffanın müterafik kusurunun mevcut olduğunu, ayrıca hatır taşıması halinin de bulunduğunu, yerel mahkemenin haksız ve hukuka aykırı olarak desteğin kusurunun destekten yoksun kalanlara yansıtılamayacağı yönünde değerlendirmede bulunduğunu, destekten yoksun kalma tazminatlarında zararın yıllar içinde yayılmış olmasının ileride doğacak muhtemel zararın giderilmiş olmasının, tazminat hesabında bilinen dönem kazançlarına faiz yürütüldüğünden ve bilinmeyen dönem gelirinin de en son geçerli ücretin esas alınarak hesaplandığından paranın zaman değerindeki kaybının kendiliğinden giderilmiş olduğunu, bu nedenle faiz başlangıç tarihinin de karar tarihi olması gerektiğini, müvekkilinin temerrüde düşmediğini, bu nedenle de faiz ve mahkeme masrafları yönünden sorumluluğunun bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... tarafından ZMMS Poliçesi ile "satıştan dolayı iptal belgesi"nden (zeyilnameden) de sabit olduğu üzere, kaza tarihi olan 18.05.2020 tarihi itibariyle, davalı ...'nın sigorta poliçesinin satış nedeniyle iptal edilmiş olmasına karşın yasa gereğince sorumluluğunun devam etmiş bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk ve 4. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılmasının yerinde olduğu, davacıların desteğinin söz konusu araçta ücret vermeden parasız olarak taşındığı, dolayısıyla hatır taşımacılığı bulunduğu itirazında bulunulmuş ise de kazada ölen davacılar desteğinin araçta hatır için taşındığına ilişkin itirazın yargılama aşamasında ileri sürülmemiş olmasına, davalının hatır taşımasına ilişkin savunmasını yargılama boyunca ileri sürmemesi bakımından defi niteliğindeki bu savunmanın resen dikkate alınamayacağına göre hesaplanan tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmamasının yerinde olduğu, davalı vekili araç sürücüsünün alkollü olduğunu iddia etmiş ise de buna ilişkin dosya içerisinde hiç bir belgenin olmadığı, ceza dosya içeriğinden ve kaza tespit tutanağından sürücünün alkolsüz olduğu, dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağına göre, araçta bulunanların emniyet kemerlerinin takılı olup olmadığının belirsiz olarak işaretlendiği, desteğin emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil olmayıp emniyet kemerinin takılı olmadığının ispatının davalı ... şirketinin üzerinde olduğunu, davalı tarafça, yargılama aşamasında sunulmuş herhangi bir delil bulunmadığından ve emniyet kemerinin takılı olmadığının tespiti yapılamadığından, davalının bu yöndeki itirazının yerinde olmadığı, davalı vekilinin müteveffanın 17 yaşında sokağa çıkma yasağı olduğu zamanda dışarı çıktığı, bu nedenle müterafik kusuru bulunduğu itirazının incelenmesinde Covit 19 salgını tedbirleri kapsamında 10 yaş altı çocukların sokağa çıkmalarının yasaklandığı, Aksaray Valiliğinin 15.05.2020 tarih 2020/19 sayılı kararı ile 15-20 yaş arasındaki gençlerin 22.05.2020 tarihinde 11: 00-15: 00 saatleri arasında yürüme mesafesiyle sınırlı olmak üzere sokağa çıkmalarına izin verildiği anlaşılmakla sokağa çıkma yasağına aykırı davranılmasının yaptırımı idari para cezası olup bu hususun müterafik kusur olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığı, sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99 uncu maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektiği, bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü, mahkemece kabul kararı verildiğine göre yapılan yargılama giderinin, sigorta açısından sigorta şirketi aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvusurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusuna konu ettiği nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı kaza sonucu yolcu konumundaki davacıların kızının ölümü nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 ve 94 üncü maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.