SUÇLAR: Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 25.10.2015 tarihli ve 2015/2503 sayılı iddianamesiyle sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi ve son cümlesi, 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle ... Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. ... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.03.2016 tarihli ve 2015/339 Esas, 2016/83 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 8.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
b) Özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
Sanığın temyizi; arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı Fatih ve Remzi isimli kişilerin yönlendirmesiyle kredi başvurusu yaptığına, evrakı onların hazırladığına, beraat etmesi gerektiğine, mağdurun bankaca aranarak teyit alındığına, kararın bozularak cezasının ertelenmesini talep ettiğine, suçla ilgisinin olmadığına ilişkindir.
1. Sanığın, kendisine ait nüfus cüzdanı ve kimlik bilgilerini kullanarak kredi çekmek için bankaya başvurduğu, ancak işsiz olmasına rağmen Çakmak Turizm adlı firmada çalıştığı ve maaşında haciz ve kesinti de bulunmadığı açıklamasını ihtiva eden sahte şekilde düzenlenmiş belgeyi de bankaya ibraz ettiği, bu suretle katılan bankadan 10.000,00 TL tutarında kredi çektiği, bilahare bankaca denetim yapılırken kredi dosyasında yer alan çalışma belgesinin sahte olduğu anlaşılmıştır.
2. Alınan bilirkişi raporuna göre çalışma belgesindeki kaşe ve imzanın firma yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiş, firma yetkilisi de sanığın iş yerinde hiç çalışmadığını beyan etmiştir.
3. Sanık, kredi çekmek için gerekli belgeleri arkadaşı vasıtasıyla tanıştığı Fatih ve Remzi isimli kişilerin hazırladıklarını ve kredi çekmesine yardım ettiklerini, kendisinin de onlara bir miktar ödeme yaptığını savunmuştur.
4. Mahkemece dosya kapsamına yansıyan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.
A. Özel Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden
1. Sanığın gerçek nüfus cüzdanı ve kimlik bilgileriyle düzenlediği kredi evrakına haciz kesintisi ve borcu yoktur yazısını ihtiva eden sahte çalışma belgesini ekleyerek katılan bankadan 10.000,00 TL kredi çektiği, kredi bedelini düzenli olarak ödediği yönündeki sanık savunmasını destekler nitelikteki banka cevabi yazısına göre de, sanığın kredi taksitlerini düzenli olarak ödediği ve aksatmadığı anlaşıldığından, haksız menfaat temin etme kastı olmaksızın sanığın bankadan kredi çekmesi nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi,
2. Kabule göre de;
a) Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından gerekçesi de gösterilerek temel cezanın alt sınırdan belirlenmesinin kararlaştırıldığı, buna istinaden hapis cezasının alt sınırdan belirlendiği ancak haksız menfaat miktarı 10.000,00 TL olmasına rağmen para cezası belirlenirken alt sınırın da altında kalacak şekilde 500 gün üzerinden temel ceza belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini,
b) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması,
Nedenleriyle kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Özel Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle eleştirilen husus dışında hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.02.2024 tarihinde karar verildi.