Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Mersin 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2016 tarihli ve 2016/80 Esas, 2016/185 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62,52, ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 280,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
Sanığın temyizi; dolandırıcılık kastının olmadığına, bu sebeple beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
1.Sanığın suç tarihinde sahibinden.com adlı internet sitesinde satılık cep telefonu ilânı verdiği, katılanın bu ilânı görerek yüz yüze gelmeksizin sanıkla iletişim kurduğu, sanığın sözde telefonu kargo ile yollayacağı vaadiyle katılandan 350,00 TL haksız menfaat temin ettiği anlaşılmıştır
2. Sanığın soruşturma aşamasında; telefon numarasının değişmesi nedeniyle katılana ulaşamadığını, kovuşturma aşamasında ise; eylemi ortağının gerçekleştirdiğini savunduğu ve katılanın zararını kovuşturma aşamasında giderdiği anlaşılmıştır.
3. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.02.2024 tarihinde karar verildi.