Mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Sanık hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 09.04.2018 tarihli iddianamesiyle parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 197 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca dava açılmıştır.

2. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25.12.2018 tarih ve 2018/210 Esas, 2018/548 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraat kararı verilmiştir.

3. Cumhuriyet savcısının ve katılanın istinaf başvurusu üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi'nin 09.07.2020 tarih ve 2019/958 Esas, 2020/602 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; atılı suçlamayı kabul etmediğine ve beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.

1. Dava konusu olay, sanığın katılanın işlettiği ticari taksiye yolcu olarak bindikten sonra taksi ücretini ödemek için katılana verdiği 1 adet 200 TL'lik banknotun sahte olduğu iddiasına ilişkindir.

2. Dosya kapsamında, T.C. ... Sahte Banknot İnceleme ve Değerlendirme Raporu mevcuttur.

1.Oluş, tüm dosya kapsamı ve T.C. ...'nın raporu, sanık beyanı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin Mahkeme kabulünün yerinde olduğu anlaşılmakla sanığın temyiz isteği yerinde görülmemiş sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

3.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, hüküm fıkrasında sehven "...suç kastının yoğunluğu göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle takdiren ve teşdiden..." ibaresinin yer alması dışında başkaca hukuka aykırılık görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin, 09.07.2020 tarih ve 2019/958 Esas, 2020/602 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereğince hükümde mahkumiyet verilen bölümdeki "...suç kastının yoğunluğu göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle takdiren ve teşdiden..." ibaresinin çıkartılarak düzeltilmesi suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2024 tarihinde karar verildi.