Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

Kısmen kabul

Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

Davalı vekilinin temyiz isteminin katılma yolu ile temyiz olduğu belirlenmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı ve tutukluluk nedeniyle 500.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 36.035,00 TL maddi ve 34.200,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince manevi tazminatın 20.000 TL’ye indirilmesi suretiyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz isteklerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Dairemizce verilen 15.02.2021 tarihli bozma ilâmı üzerine, dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 25.985,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, 5271 sayılı CMK'nın 307/3. maddesi uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davalı vekilinin temyiz sebepleri; tazminat şartlarının oluşmadığına, hükmedilen tazminat miktarının fazla olduğuna, davacı vekilinin temyiz sebepleri; hükmedilen tazminat miktarının eksik olduğuna ilişkindir.

III. DAVANIN KONUSU
İlk Derece Mahkemesince Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine yapılan yargılama sonunda, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/67 Esas – 2016/287 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç örgütüne üye olma ve kumar oynanması için yer temin etme suçlarından 06.08.2007 – 24.01.2008 tarihleri arasında 171 gün tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 10.02.2017 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen beraat hükmünün davacı asile tebliğ edilmediği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında aynı konuda açılan davanın bulunmadığı, tutukluluk süresinin infaz gördüğü ve mahsuba konu yapılmadığı, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/4. maddesi uyarınca Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.02.2024 tarihinde karar verildi.

#########