SUÇLAR: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
Mahkûmiyet
Suça sürüklenen çocuklar ve sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR
1. Suça sürüklenen çocuklar ve sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işledikleri iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2015 tarhli ve 2014/156 Esas, 2015/118 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi ile 2014 yılı Şubat ve Mart aylarında farklı zamanlarda suça sürüklenen çocukların katılan mağdureyi yeme ve gezme bahanesi ile yanlarına çağırarak metruk mahallere götürerek suça sürüklenen çocuklar ... ve ...'nin sırasıyla cinsel organlarını katılan mağdurun popo kısmına sürtme eylemlerinde bulunduklarının, sanığın 2014 yılı Şubat ayı içinde katılan mağduru sanayi içinde bulunan metruk bir binaya götürerek cinsel organını katılan mağdurun popo kısmına sürtme eyleminde bulunduğunun kabulüyle çocuğun cinsel istismarı suçundan suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, dördüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan suça sürüklenen çocuklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kısmî onama, kısmî bozma görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
A. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz İsteği
Hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İsteği
Suçun sübutuna yönelik her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığına, suça sürüklenen çocuğun katılan mağdurun ağabeyi tarafından istismara uğradığı iddiası ile şikâyetçi olması üzerine kendisi hakkında asılsız isnatlarda bulunulduğuna ilişkindir.
C. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İsteği
Katılan mağdurun soyut beyanı dışında mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, şahit olduğu eylemlerinden birinde de olayın ne olduğunu anlamak ve daha sonrasında suça sürüklenen çocukları uyarmak için yapmış olduğu video kaydının suça iştirak kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkindir.
D. Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İsteği
Suça sürüklenen çocuk ...’nin üzerine atılı suçları işlediğine dair mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına ilişkindir.
E. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Katılan mağdur ve tanık beyanlarında bariz çelişkiler bulunması karşısında mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, sanık hakkında lehe olan hükümlerin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
A. Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İsteklerinin İncelenmesinde
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptanarak eylemlerine uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Adlî Tıp Kurumu 6. Adlî Tıp İhtisas Kurulunun 15.10.2014 tarihli raporunda nitelikli cinsel istismar eyleminde bulunanların ayrı ayrı katılan mağdurun ruh sağlığını bozduğu bildirilmiş ise de 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin 6545 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonrası yeniden düzenlenmesi karşısında, Mahkemesince yapılan lehe kanun değerlendirilmesi neticesinde 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin lehe olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka uygun görülmekle, aksi görüşle Tebliğname'de bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır.
3. Suç tarihi dönemde on iki - on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk ... hakkında düzenlenen 08.08.2014 tarihli sosyal inceleme raporu ile Kastamonu Devlet Hastanesinin 23.05.2014 tarihli bir çocuk psikiyatrisi tarafından düzenlenen raporunda 2014 yılı Şubat ve Mart ayları içinde işlediği belirtilen çocuğun cinsel istismarı suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince geliştiğinin bildirilmesi karşısında rapor eksikliği sebebiyle Tebliğname'de bozma isteyen düşünceye iştirak olunmamıştır.
B. Sanık Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İsteklerinin İncelenmesinde
1. Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 01.10.2021 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davalarının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
2. Bozma gerekçesine göre kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan onama isteyen Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
A. Suça Sürüklenen Çocuklar Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle; Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2015 tarhli ve 2014/156 Esas, 2015/118 Karar sayılı kararında katılan mağdur vekili ve suça sürüklenen çocuklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstekleri Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle; Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2015 tarhli ve 2014/156 Esas, 2015/118 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdur vekili ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.02.2024 tarihinde karar verildi.