HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, eşya müsaderesi

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanık müdafiin temyiz isteği; sanığın dava konusu kaçak sigaraları sattığına dair delil bulunmamasına, şüpheden sanık yaralanır ilkesinin gözetilmemesine, ele geçirilen kaçak sigaraların küflü olduğundan kullanılamayacak durumda olmasına, aynı Mahkemenin 2014/422 Esas sayılı dosyasındaki eylem ile temyize konu dava dosyasındaki eylemin zincirleme şekilde işlendiğine ve re'sen nazara alınacak diğer sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

15.10.2014 tarihinde ihbar ve istihbari çalışmalarda sanığın ikametinde yüklü miktarda kaçak sigara bulundurduğunun bildirilmesi üzerine, Cumhuriyet savcısının yazılı arama kararı ile sanığın ikametinde yapılan aramada suç unsuruna rastlanmadığı, arama yapılan ikametinde içerisinde bulunduğu bahçesinin
girişine göre sağ tarafında üzeri ağaç dalları ile gizlenmiş vaziyette çuvallar içerisinde toplam 170 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3/5. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, aynı Kanun'un 3/18-10-22. madddeleri uygulanırken ek savunma hakkı tanındığı belirlenmiştir.
Sanık savunmalarında; dava konusu kaçak sigaraların kendisine ait olduğunu, ticari amacının olmadığını, sigaraların küflü olduğu için kullanılamayacağını beyan etmiştir. Bozma sonrasında kendisine bildirilen gümrüklenmiş değerin iki katını ödeyemeyeceğini beyan etmiştir.
Suça konu sigaralara ilişkin bilirkişi raporu ile keşif zaptı dava dosyasında mevcuttur.
Tanık beyanları dava dosyasında yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamına göre, sanıktan ele geçirilen kaçak sigaraların ticari miktar ve mahiyette olduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin koşulları oluşmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen hususlar dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık hakkında bozma öncesi kurulan 16.06.2015 tarihli hükme yönelik aleyhe temyiz bulunmadığı halde, bozma sonrası yeniden kurulan hükümde kazanılmış hak ilkesi gereği sanık hakkında ilk hükümde yer almayan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması, isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesi gereğince; hükmün tekerrür uygulanmasına ilişkin fıkrasının hükümden çıkarılması ve diğer yönlerinin aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.