HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararının katılan vekili ve sanık ... tarafından temyizleri üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin temyiz isteminin, sanık ... Kavun hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüyle sınırlı olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Katılan vekilinin temyiz isteği yönünden; Katılan ...'in istinaf aşamasında kendisine vekil olarak Av. ...'ı tayin etmesi ile birlikte, ilk derece mahkemesince talebi üzerine baro tarafından atanan Av. ...'nın vekillik görevinin sona erdiği, dolayısı ile hükümleri temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığı halde, Av....'nın bölge adliye mahkemesince verilen hükümleri süresi içerisinde 12.07.2021 tarihinde temyiz ettiği, temyizden sonra gerekçeli kararın 20.10.2022 tarihinde tebliğ edildiği Av. ...'ın ise sanıklar hakkındaki hükümleri temyiz etmediği anlaşılmakla; Av. ...'nın vekillik görevi, katılanın başka bir avukatı vekil olarak tayin etmesi üzerine sona ermiş olup, sanıklar hakkındaki hükümleri temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından, sanık ... Kavun hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteğinin, 5271 sayılı CMK’nın 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
Sanık ...'ın Temyiz isteği yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Temyizin kapsamına göre;
1.İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.12.2018 tarihli ve 2012/1037 Esas, 2018/737 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2019/333 Esas, 2021/1296 Karar sayılı kararı ile, İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında kurulan hükmün kaldırılmasına, sanık ... hakkında, dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci, 52 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1.Katılan vekilinin temyiz isteği; beraat eden sanık yönünden kararı temyiz ettiğine ilişkindir.
2.Sanık ...'ın temyiz isteği; suçlama ile bir ilgisi bulunmadığına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Katılan ...'in, www.sahibinden.com adlı internet sitesine atılı araç ilanı koyduğu, bu ilan üzerinden sanık ...'ın irtibata geçtiği, katılanın anlaşma yapma için sanığın Suadiye'de bulunan oto galeri dükkanına gittiği, yapılan pazarlık sonucu aracın peşin 88.500,00 TL bedel karşılığında satımı konusunda anlaştıkları, galeride işçi olarak çalışan sanık ... ile Kadıköy .... Noterliğine giderek devir işlemlerini yaptıkları, devirden sonra paranın tamamının ödenmesinin kararlaştırılmasına rağmen ödenmediği, bunun üzerine satım bedeline mahsuben Mercedes marka 2000 model 42.000,00 TL bedelli olduğu beyan edilen aracın katılana verildiği, ayrıca sanık ... tarafından satım bedeli kadar bir bononun katılana verildiği, ancak sanık ...'ın geriye kalan bakiye borcunu ödemeyerek oyaladığı ve suça konu aracı ertesi gün üçüncü bir şahsa sattığı, bu surette sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunmuştur.
2. Sanık ..., katılan ile aralarındaki araba satışını kabul ettiğini, ancak geriye kalan borcu ödeme gücünün bulunmadığını beyan etmiştir.
3.Katılan ...'in, iddianame anlatımını destekler şekilde beyanda bulunduğu belirlenmiştir. 4. İlk derece mahkemesince; dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için hileli davranışlarla bir kimseyi aldatmanın gerekmekte olduğu, oysa ki katılan ile sanıkların bir araya gelerek araç devri konusunda anlaştıkları, bono tanzim ederek verdikleri, notere gidilerek araç devir işlemleri yapıldığı, bedele kısmi mahsup olmak üzere katılan ile anlaşılarak başka bir aracın resmi devir işlemleri yapıldığı ve aracın katılana teslim edildiği, dolayısıyla katılanın aldatılmasının söz konusu olmadığı için dolandırıcılık suçunun yasada tanımlanan unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılarak sanık hakkında "dolandırıcılık" suçundan beraatine hükmedilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1.Bölge adliye mahkemesi duruşma açarak yargılama yapmıştır.
2. Yargılama sonunda, iddia, sanıkların savunmaları, katılanın beyanı ile tüm dosya kapsamından, sanık ...'ın hileli davranışlarla katılandan aldığı aracı ertesi gün başkasına satıp, sanık Öznun Kaynun tarafından noterden devrini vermesini sağladığı, sanık ...'ın bu şekilde katılana yönelik dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın neticeden 2 yıl 1 ay hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
A. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Av. ...'nın vekillik görevi, katılanın başka bir avukatı vekil olarak tayin etmesi üzerine sona ermiş olup, sanıklar hakkındaki hükümleri temyiz etme hak ve yetkisi bulunmadığından, sanık ... Kavun hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteğinin, 5271 sayılı CMK’nın 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
B. Sanık ...'ın Temyiz İsteği Yönünden;
1.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın katılanı aracını peşin alacağını söyleyip sonrasında parasının olmadığı gibi hileli söylemlerle ikna edip, olaya hukuki görünüm kazandırmak maksadıyla bono verdiği ve aracın devrinin aldıktan 1 gün sonra üçüncü bir şahsa satarak haksız menfaat elde ederek dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olmakla Bölge Adliye Mahkemesine verilen mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
A. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2019/333 Esas, 2021/1296 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık ...'ın Temyiz İsteği Yönünden;
Gerekçe (B) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 16.06.2021 tarihli ve 2019/333 Esas, 2021/1296 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.