Birleşen Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1169 Esas Sayılı Dosyası

Asıl davada Davaacı - Birl. Davada Davalı Vekilinin İstinaf Talebinin Usulden Reddine, Diğer İstinaf Taleblerinin

1- İlk derece mahkemesince, asıl dava ve birleşen davada alacak isteminde, davacının yapmış olduğu imalat bedelinin 58.604,85 TL olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporunda davacının ... kirasına ilişkin alacağının bulunduğu belirtilmiş ise de; taraflar arasında yapılan sözleşmenin 3. maddesinde tüm cepheye genel iskelenin işveren tarafından kurulacağı düzenlenmiş olup, davalı işveren tarafından da iskelenin başka firmadan kiralandığına dair faturalar sunduğu, sözleşmeye göre de ... kurma edimi davalıya ait olduğu davacı taraf yazılı sözleşmenin aksine 3.kişilerden alınan faturalar ile kendisi tarafından kiralandığını ispatlayamadığından bu alacağına ilişkin talebin reddine, birleşen dava yönünden ise birleşen dava davalısının yapmış olduğu ayıplı işlerden dolayı 21.000 TL alacağı olduğu, sözleşmede ... marka boya kullanılacağı kararlaştırılmasına rağmen, ... marka boya kullanıldığı, arada fiyat farkı olduğu anlaşıldığından birleşen dava davacısının zararının 78.952 TL olduğu, sözleşmede kompozit cephe malzemesi altında ... kullanılacağının yazılı olduğu, birleşen dava davalısı tarafından ... kullanılmayan alanın d.iş dosyasındaki delil tespitinde 605,685 m² olarak belirlendiği, buna göre maliyetin 6.056,85 TL olduğu, sözleşmeye göre yüklenicinin işi bitirme tarihinin 30.03.2015 olduğu, sözleşmenin 5. maddesi de gözönüne alındığında işin teslim tarihinin 01.08.2015 olması gerektiği, ancak yüklenici tarafından işin 30.09.2015 tarihinde teslim edildiği, bu durumda 60 günlük gecikme cezasının 30.09.2015 TL olduğu, iskelenin birleşen dava davacısı tarafından kiralandığı anlaşılmakla ... kira parasının 20.000 TL olduğu toplamda birleşen dava davacısının alacağının 156.008,85 TL olduğu 17.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği, 17.11.2021 tarihli raporun denetime elverişli olduğu görülmüş, birleşen dava davacısı davasını kısmi dava olarak açmış olup, 29.12.2021 tarihi itibari ile ıslah dilekçesi verdiği, birleşen dava davalısının ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunduğu, eser sözleşmelerinden doğan alacak talebi sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamaşımının başlangıcı ise eserin teslim tarihinden itibaren başlayacağından eserin teslim tarihinin 30.09.2015 olduğu gözönüne alındığında ıslah tarihi itibari ile zamanaşımı dolduğundan, 24.09.2021 tarihli dilekçede dikkate alınmakla farklı marka kompozit malzemeden dolayı 2.000,00 TL, ayıplı işlerden dolayı 500 TL, kullanılmayan ... tutarı 250,00 TL, gecikme cezası 750,00 TL ... için fazladan kira bedeli olarak 500,00 TL olmak üzere birleşen dosya davacısının toplam 4.000,00 TL alacağı olduğuna hükmedilmiş, fazlaya ilişkin talebin ise zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.

2- İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun "Davacı tarafın mimari projeye göre bildirilen ölçümün fiili durumla eşleşmediğinden sözleşmede yazılı olandan daha fazla iş yapmak zorunda kaldığını iddiasına ilişkin bu durumun sözleşme dışı yapılan iş olarak kabulünün gerektiği, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu ile sözleşme dışı yapılan işlerin TBK'nın 481. maddesi uyarınca yapıldığı yıl mahalli rayiçlerine göre bulunması gerektiğinden işin yapıldığı 2015 yılı itibari ile KDV hesaplanmaksızın piyasa rayiç değerinin alınmasının yerinde olduğu, ayrıca bu alacak yönünden dava tarihi önce karşı tarafın temerrüde düşürülmesi söz konusu olmadığından ticari faize dava tarihi itibariyle hükmedilmesi yerinde olup davacı/karşı davalının bu istinafı yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasında yapılan sözleşmenin 3. Maddesinde tüm cepheye genel iskelenin işveren tarafından kurulacağı düzenlenmiş olup, davalı işveren tarafından da iskelenin başka firmadan kiralandığına dair faturalar sunduğu, davacı taraf yazılı sözleşmenin aksine 3. kişilerden alınan faturalar ile kendisi tarafından kiralandığını ispatlayamadığından bu alacağına ilişkin talebin reddinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Birleşen dava yönünden ise birleşen dosya davalısının yapmış olduğu ayıplı işlerden dolayı 21.000,00 TL alacağı olduğu, sözleşmede ... marka boya kullanılacağı kararlaştırılmasına rağmen, ... marka boya kullanıldığı, arada fiyat farkı olduğu; sözleşmede kompozit cephe malzemesi altında ... kullanılacağının yazılı olduğu, buna karşın ... kullanılmayan alanın olup bilirkişi raporu ile maliyetinin tespit olunduğu, sözleşmeye göre yüklenicinin işi bitirme tarihinin 30.03.2015 olduğu,sözleşmenin 5. Maddesi de gözönüne alındığında işin teslim tarihinin 01.08.2015 olması gerektiği, ancak yüklenici tarafından işin 30.09.2015 tarihinde teslim edildiği, bu durumda 60 günlük gecikme olup, gecikme tazminatının da belirlendiği, iskelenin birleşen dosya davacısı tarafından kiralandığının tespiti ile toplamda birleşen dosya davacısının alacağının 156.008,85 TL olduğu, davalı/karşı davacının 29/12/2021 tarihinde ıslah talebinde bulunduğu, davacı/karşı davalının ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunduğu, eser sözleşmelerinden doğan alacak talebi sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamaşımının başlangıcı ise eserin teslim tarihinin 30/09/2015 olduğu (kesin kabul tarihi de 08/10/2016) gözönüne alındığında ıslah tarihi itibari ile zamanaşımı dolduğundan, 24.09.2021 tarihli dilekçede yer alan miktar üzerinden kısmen kabul kararı verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacı/karşı davalının birleşen dosyada kabul edilen miktara yönelik istinafının ise; istinafa konu asıl alacağın miktarına göre hüküm tarihi itibariyle HMK'nın 341/2. maddesinde yazılı kesinlik sınırı 8.000,00 TL'nin altında olduğundan, ilk derece mahkemesi tarafından tarafların istinaf kanun yolu başvurusunun kesin karara karşı yapılması sebebiyle 6100 sayılı HMK'nın 346.maddesine göre reddedilmesi gerektiği, ancak mahkemece bu yönde bir karar verilmediği, dosyanın bu hali ile Dairemize gönderildiği, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca parasal kesinlik sınırı nedeniyle temyiz edilemeyecek kararların temyizi halinde Yargıtay'ca temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi bu yolda Dairemizce de karar verilebileceği gözetildiğinde, kesinlik sınırının dikkate alınarak tarafların istinaf isteğinin kesin karara ilişkin olması sebebiyle bu yönden reddine" gerekçesiyle davacı-birleşen dosya davalı vekilinin birleşen dava yönünden istinaf talebinin HMK'nın 341/2,346 ve 352/1 maddeleri gereğince usulden reddine, Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/02/2022 tarih, 2017/1080 E - 2022/63 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı-birleşen dosya davacı vekilinin ve davalı-birleşen dosya davacı vekilinin diğer istinaf taleplerinin HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

3- Bu karara karşı süresinde asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine; asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı vekili her ne kadar birleşen davadaki ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğramadığını ve asıl alacağına faize hükmedilmesi gerektiğini belirtmiş ise de, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi kapsamında davalının davacıya gönderdiği ihtarnamede, işi eylül 2015te teslim ettiğini belirttiği ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da davalının işçilerinin son SGK kaydının 30/09/2015 tarihi olduğu, bu durumda teslimin 30/09/2015 olarak kabul edilip zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren 5 yıl olarak hesaplanmasının doğru olduğu ve buna göre ıslah tarihinde zamanaşımının dolmuş olduğu, birleşen davanın dava dilekçesinde faiz talep edilmediği, zamanaşımına uğrayan ıslah dilekçesinde faiz talep edildiği, bu durumda asıl alacağa ilişkin faizin de zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından mahkemece verilen kararda hukuka aykırılık bulunmadığı, asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi kararına ilişkin asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 30/04/2024 tarihnde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.