Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Kadınhanı Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.01.2013 tarihli kararıyla sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 2 yıl hapis ve 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Yargıtay (kapatılan) 15.Ceza Dairesi 02.05.2019 tarihli kararıyla eylemin güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, uzlaştırma hükümlerinin uygulanması, lehe hükümlerin tartışılması ve tekerrüre esas alınan ilamın uzlaştırma kapsamında araştırılması gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.

3. Kadınhanı Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2020 tarihli 2019/162 Esas, 2020/373 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin birinci fıkrası, 53,52 nci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis ve 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz talebi, atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz talebi, ceza miktarının ve hüküm tarihi itibarıyla hükmedilen vekalet ücretinin az olduğuna ilişkindir.

1. Sanığın, Kadınhanı ilçesinde bulunan ... Tuğla Fabrikasında kullanmak üzere katılandan kiraladığı iş makinasını, sözleşme ile belirlenen söz konusu yerde kullanmayıp Nevşehir iline götürerek haksız yarar sağladığı, bu suretle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia ve kabul olunmuştur.

2. Kira sözleşmesi, sanık ve katılan beyanları, kolluk tutanağı ve tüm dosya kapsamından mahkeme sanığın mahkumiyetine karar vermiştir.

3. Atılı suçun 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği, ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenmiştir.

Suç tarihinin, katılanın ekskavatörün yerinde olmadığını öğrendiği 04.06.2012 olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
Mahkemece dosyanın uzaştırma bürosuna gönderilmesinden sonra ilk uzlaştırma teklifinin yapıldığı tarihten uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun uzlaştırma bürosuna verildiği tarihe kadar 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin yirmibirinci fıkrası ve Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 34 üncü maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin durduğu belirlenerek yapılan incelemede;

1.Sanığın temyiz isteği yönünden,
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

2. Katılan vekilinin temyiz isteği yönünden,
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından giderilmesi mümkün görülen; bozma sonrası karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kamu davasına katılma üzerine, mahkûmiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan lehine bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerekirken "sanık lehine bozma yapıldığı" gerekçesi ile bozma öncesindeki karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre vekalet ücretine hükmedilmesi dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Kadınhanı Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2020 tarihli 2019/162 Esas, 2020/373 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücreti ile ilgili kısmın tamamen kaldırılarak yerine “Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3.400 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılana verilmesine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.