Esastan ret
Taraflar arasındaki Yeniden Değerlendirme ve İnceleme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tasarım başvurusunun, davalı gerçek kişinin tasarımına dayanılarak yaptığı itiraz sonucunda reddedildiğini, oysa dava konusu kapı kolunun aynasının ana yapısının, dava dışı... adına tescil edilip yenileme yapılmadığını, ana yapı tescilsiz hale gelmekle birlikte ana yapının yenilik özelliğinin kalmadığını ve kamuya açık hale geldiğini, davalı ...’e ait olan ret gerekçesini oluşturan kapı kolu aynasının ana yapısının bu anonim kapı kolu aynası olduğunu, davacının tasarım başvurusunun yeni ve ayırt edici bulunduğunu, davacının kapı kolu aynası üzerine eşkenar dörtgen ve birbirinden farklı üç yarı büyüklükte çukurlar eklediğini, davalı ...’e ait tasarımda bulunan 9 adet çukurluğun üçgen şeklinde, davacıya ait 9 adet çukurluğun ise eşkenar dörtgen şeklinde dizildiğini, davalıya ait tasarımda çukurların eşit büyüklükte olduğunu, davacıya ait tasarımda ise çukurların eşit büyüklükte olmadığını, davalıya ait tasarımda anahtar deliğinin üstünün yuvarlak altı köşeli olduğunu, davacıya ait tasarımda anahtar deliğinin anahtar şeklinde bulunduğunu ileri sürerek, YİDK kararının iptaline ve müvekkilinin 2017/06269-1 sıra sayılı tasarım başvurusunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tasarımlarının kendi fikri çalışması sonucu üretildiğini, davacının davalının tescilli kapı kolu ayna tasarımının ayırt edilemeyecek kadar aynısının taklit ve tecavüz mahsulü suretlerini satışa sunduğunu piyasadan öğrenmesi üzerine, davacının işyerinde İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/61 D.iş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporunda tasarımlar arasında belirgin farklılıkların olmadığının, bu sebeple benzer olarak algılandıkları görüşünün bildirildiğini, bunun üzerine mahkeme tarafından ürün toplatma şeklinde tedbir kararı verildiğini ve kararın İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün 2017/24425 sayılı dosyası ile infaz edildiğini, bu tespitten sonra davacı aleyhine İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/155 E. sayısı ile tazminat davası açıldığını ve davanın derdest olduğunu, davacının tasarımının davalının adına tescilli tasarımı ile birebir aynı bulunduğunu ve davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait tasarımın, davalıya ait tasarım karşısında yenilik ve ayırt edici nitelik koşullarını sağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin seçenek özgürlüğü değerlendirmesinin hatalı olduğunu, zira ek yüzeyin de kamuya açık bir tasarım bulunduğunu, eğer davalı ... adına tescil edilebiliyorsa, davacının tasarım tescilinin de kabulünün gerektiğini, bu konudaki iddialarının bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, bu nedenle eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, dava dışı... adına 2007 yılında tescil edilmiş ve 2012 yılında yenilenmediği için kamuya açık hale gelmiş bir zemin ve ek yüzeyin, davalı ... tarafından kullanılarak, ayırt edici özellikler nedeniyle tescil ettirildiğini, anılan ek yüzeyin davalı ...'e ait olmadığını, davacının kapı kolu aynası üzerine eşkenar dörtgen ve birbirinden farklı üç yarı büyüklükte çukurlar eklediğini, davalı ...’e ait tasarımda bulunan 9 adet çukurluğun üçgen şeklinde dizildiğini, davacıya ait 9 adet çukurluğun ise eşkenar dörtgen şeklinde dizildiğini, davalıya ait tasarımda çukurların eşit büyüklükte olduğunu, davacıya ait tasarımda çukurların eşit büyüklükte olmadığını, davalıya ait tasarımda anahtar deliğinin üstünün yuvarlak altı köşeli olduğunu, davacıya ait tasarımda anahtar deliğinin anahtar şeklinde bulunduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin tasarım başvurusunun, davalı ...'in tescilli tasarımından farklı, yeni ve ayırt edici olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların tasarımları arasında, bilgilenmiş kullanıcı karşısında yarattıkları yarattıkları genel izlenim itibariyle bir farklılık olmadığı, dolayısıyla davacıya ait 2017/06269-1 sayılı tasarımın, davalıya ait 2014/09183-1 sayılı tasarım karşısında yenilik ve ayırt edici nitelik koşullarını sağlamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; iptali talep edilen YİDK kararına dayanak davalı ... adına tescilli tasarımın mahkeme kararı ile hükümsüz kılındığını ancak verilen kararın henüz kesinleşmediğini, bu durumun bekletici mesele yapılması gerektiğini, verilen hükümsüzlük kararı gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının da hukuka aykırı hale geldiğini, seçenek özgürlüğünün hükme dayanak bilirkişi raporunda ve kararda hatalı değerlendirildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, endüstriyel tasarıma ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 55,56,57,58 ve 59 uncu maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.