Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı 3. kişi vekili, Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2012/11818 Esas sayılı dosyası üzerinden borçlu ... Tarım Ürünleri İnş. Hek. Ltd. Şti. aleyhine başlatılan takipte 15/02/2013 tarihinde müvekkiline ait işyerinde haciz işlemi gerçekleştirildiğini, borçlu şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresi ile müvekkilinin işyeri adreslerinin farklı olduğunu, haczedilen malların müvekkiline ait olduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile hacze konu mallar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğunu, istihkak iddiası hakkında karar verilmek üzere dosyanın İcra Müdürlüğü tarafından resen mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, haczin düşmediğini belirterek davanın reddini ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu; usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine karşın cevap vermemiş, duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; haciz tarihi olan 15/02/2013 tarihinden sonra alacaklının 21.01.2014 tarihinde İcra Müdürlüğü'ne müracaat ederek istihkak varakasının borçlu şirkete tebliğe gönderilmesini talep ettiği, 15/02/2013 tarihinden sonra alacaklının taşınırların satışı ve İcra Mahkemesi'ne dosyanın gönderilmesi yönündeki işlemlerini yasal sürede yapmadığı, davaya konu menkuller üzerindeki haczin İİK'nun 110. maddesi uyarınca kalktığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile dava konusu menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı alacaklı vekili temyiz etmiştir.
Dava İİK'nun 96 ve devamı maddeleri gereğince 3. kişi tarafından açılmış istihkak istemine ilişkindir.
İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartı olup, hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. İİK’nun 106.-110. maddelerine göre, alacaklı, haczolunan mal taşınır ise hacizden itibaren altı ay, taşınmaz ise hacizden itibaren bir yıl içinde satılmasını isteyebilir. Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya icra müdürü tarafından verilecek karar gereği gerekli gider onbeş gün içinde depo edilmezse veya talep geri alınıp da kanuni müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar. Somut olayda, 3. kişi vekili 22.02.2013 havale tarihli dilekçe ile istihkak iddialarını bildirmiş, alacaklı vekili ise 13.03.2013 tarihli dilekçe ile 3. kişinin istihkak iddiasını kabul etmediklerini açıklamıştır. Alacaklı vekilinin talebi üzerine İcra Müdürlüğü tarafından 24.04.2013 tarihinde istihkak varakası borçluya gönderilmiştir. Alacaklı vekili 21.01.2014 tarihli dilekçe ile, istihkak konusunda karar verilmek üzere dosyanın mahkemeye gönderilmesini istemiştir. Buna göre, alacaklı haciz tarihi olan 15.02.2013 tarihinden sonra 21.01.2014 tarihine kadar istihkak iddiası hakkında karar verilmek üzere dosyanın mahkemeye gönderilmesini talep etmediği gibi hacze konu menkullerin satışını da istememiştir. Hal böyle olunca; hacze konu menkuller üzerindeki haczin dava açılmadan önce düştüğü ve dava tarihi olan 12.02.2014 tarihi itibariyle davaya konu menkuller üzerinde haciz bulunmadığı göz önüne alınarak davanın ön koşul yokluğundan reddi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.