Mahkumiyet
2863 sayılı Kanuna aykırılık ve mühür bozma suçlarından sanık hakkında kurulan hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A) Mühür bozma suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. 2863 Sayılı Kanuna Aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, 2863 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.01.2021 tarihli, 2016/134745 sayılı ve onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
Sanığın temyiz nedenleri;
1.Verilen kararın usul ve Yasaya aykırı olduğuna,
2.Suça konu alanın hisseli olduğuna, kendisine ait olmayan yerlerin kendisine ait gibi gösterildiğine,
3.Kullandığı kısmın babası tarafından yapıldığına,
İlişkindir.
Mahkemece, sanık savunması, bilirkişi raporu, olay tutanakları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın üzerine atılı 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçunu işlediği sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
04.11.2015 tarihli yapı tatil zaptı ile III. derece arkeolojik sit alanı içerisinde bulunan 257 ada 5 numaralı parsel üzerinde 218,89 metre kare büyüklüğünde kaçak kat yapıldığının tespit edildiği, 26.11.2015 tarihli tutanak ile mührün bozulduğu ve kalıpların bir kısmının çakıldığının tespit ediliği, 10.12.2015 tarihinde inşaat mahallinde yapılan incelemede inşaatın devam ettiği ve beton tabliyesinin tamamlandığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
16.12.2015 tarihinde suça konu alanda keşif yapılmış, keşif akabinde alınan arkeolog bilirkişi raporunda suça konu inşai faaliyetin alana izinsiz inşai ve fiziki müdahale kapsamında olduğunu, arkeolojik alanda geri dönüşüm sırasında kalıcı bir zarar oluşturmayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiş, fen bilirkişi raporunda suça konu alanın III. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı bildirilmiş, inşaat mühendisi bilirkişi raporunda suça konu yapının ilgili belediyesinden izin alınmadan ruhsatsız şekilde inşa edilmiş kaçak yapı konumunda olduğu bildirilmiştir.
Suça konu taşınmaza ait tapu kaydı incelendiğinde 03.04.1996 tarih 310 yevmiye numarası ile III. Derece arkeolojik sit alanı beyanı bulunduğu anlaşılmıştır.
04.11.2015 tarihli yapı tatil zaptı ile III. Derece arkeolojik sit alanı içerisinde bulunan 257 ada 5 numaralı parsel üzerinde 218,89 metre kare büyüklüğünde kaçak kat yapıldığının tespit edildiği, sanığın aşamalarda alınan beyanlarında suça konu alanda bulunan tek katlı binanın üzerine ikinci kat inşaatına başladığını kabul ettiği, suça konu taşınmaza ait tapu kaydı incelendiğinde 03.04.1996 tarih 310 yevmiye numarası ile III. Derece arkeolojik sit alanı beyanı bulunduğu anlaşılmakla, sanığın III. Derece arkeolojik sit alanı içerisindeki taşınmaz üzerinde bulunan binanın üzerine birinci katı yapmak suretiyle üzerine atılı 2863 sayılı Kanuna muhalefet suçunu işlediği sabit görüşmüştür.
Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle, iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesi gerekliliğinin ve uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca aynı maddenin birinci fıkrasının c bendindeki hak yoksunluklarının kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısında uygulanamayacağının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine, ancak, hükümde, TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtar edilmemesi, hakkında tayin edilen hapis cezası ertelenen sanık hakkında denetim süresi belirlenirken dayanak kanun maddesi olan TCK’nın 51/3. maddesinin belirtilmemesi, 51/7. maddesi uyarınca denetim süresinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumdan çektirilmesi ve TCK’nın 51/8. maddesi uyarınca denetim süresi iyi halli olarak geçirildiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılacağı ihtarı yapılırken dayanak kanun maddesi olan TCK'nın 51/7 ve 51/8. maddesinin belirtilmemesi, Kanuna aykırı bulunduğundan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin dördüncü paragrafının sonuna “TCK’nın 52/4. maddesi uyarınca ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrileceğinin ihtaratına'' cümlesinin eklenmesi, (2) numaralı bendin sekizinci paragrafının başına "TCK'nın 51/3. maddesi gereğince" ibaresinin eklenmesi, hükmün dokuz ve onuncu paragrafında bulunan TCK'nın 51/7 ve 51/8 maddelerin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkarılarak yerine “TCK'nın 51/7. maddesi uyarınca, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ve aynı kanunun 51/8. maddesi uyarınca denetim süresi iyi halli olarak geçirildiği takdirde, cezanın infaz edilmiş sayılacağının sanığa ihtarına” paragrafına ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2024 tarihinde karar verildi.