Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında, Artvin ili Yusufeli ilçesi Kınalıçam Köyünde bulunan 113 ada 1 parsel sayılı 9.676.972,01 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Orman Kanununa göre orman kadastrosu yapılmamış orman vasfındaki yerlerden olduğundan söz edilerek orman niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili, çekişmeli taşınmazın uzun yıllardır müvekkilinin tasarruf ve zilyetliği altında olduğunu, taşınmazın keşif sırasında sınırları gösterilecek olan bölümünde müvekkili tarafından tarımsal faaliyet yapılmasına karşın kadastro çalışmaları sırasında çekişme konusu kısmın hatalı olarak Hazine adına tescil edildiğini, kadastro tespit tarihine göre zilyetliğe dayanan kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluştuğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazın keşif sırasında sınırları gösterilecek bölümünün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddini savunmuş, dahili davalı ... İdaresi vekili de dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, toplanan tüm delillere ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği, imar ve ihya iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılardan Orman İdaresi ile vekili arasındaki vekalet ilişkisi sona erdiği gerekçesiyle davalılardan Orman İdaresi lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ziraat bilirkişisi tarafından dava konusu yerin imar ihya edilmediği, alan üzerinde halihazırda tarımsal faaliyette bulunulmadığı, tarımsal üretime uygun yerlerden olmadığının; orman bilirkişiler tarafından da 1989 yılı hava fotoğraflarına göre dava konusu yerin orman alanlarında kaldığı, 2002 yılı hava fotoğraflarının kayalığın gölgesinde kaldığından değerlendirme yapılamadığı, 2013 yılı hava fotoğraflarında orman alanlarında kaldığı, 1985 ve 2004 tarihli memleket haritalarında alanın beyaz renge boyalı orman olmayan alanda kaldığı, ancak bu durumun memleket haritası yapımında operatörden kaynaklı bir hatadan kaynaklanabileceği, sonuç olarak dava konusu yerin devlet ormanı sayılan yerlerden olduğunun rapor edilmesi karşısında davalılar Orman İdaresi ve Hazine yönünden davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, ne var ki davalı Köy Tüzel Kişiliğinin davada pasif husumet ehliyeti bulunmaması nedeniyle bu davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kamu düzenine aykırı bu kuralın aksine davanın esastan reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, bunun yanında davalılardan Orman İdaresi lehine, vekilin temsil yetkisi yenileme işlemlerinin devam ettiğine ilişkin kurumun 16.01.2020 tarihli yazısına göre vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken vekalet ücreti takdir edilmemesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı Köy Tüzel Kişiliği yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine, davalı ... İdaresi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.