Mahkûmiyet
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2021/11745 esas sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği
temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 17.12.2015 tarihli ve 2015/11684 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2015/811 Esas, 2016/97 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, usul ve yasaya aykırı kararın bozulmasına ilişkindir.
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hüküm,
A. 5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi uyarınca sanığın vücudundan örnek alınmasına dair usulüne uygun verilmiş bir karar olup olmadığının araştırılarak, varsa aslı veya onaylı bir örneğinin getirilmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
B. Birlikte incelenen 07.12.2015 tarihli "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçu nedeniyle 28.01.2016 tarihinde düzenlenen iddianame ile açılan kamu davasında, Samsun 12. Asliye Ceza
Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2016/93 Esas, 2016/309 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile hak yoksunluklarına karar verildiği ve kararın Dairemizin 08.02.2024 tarihli tarihli kararı ile bozulduğu, temyize konu dosya yönünden ise sanık hakkında, 09.12.2015 tarihli eylemi nedeniyle "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan 17.12.2015 tarihinde iddianame düzenlendiği, iki suç arasında hukuki kesintinin bulunmadığı anlaşılmakla;
Aralarındaki bağlantı nedeniyle incelemeye konu suça ilişkin dava dosyasının, Dairemizin 2021/11745 esas sayılı dosyasına konu 07.12.2015 tarihli eyleme ilişkin Samsun 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2016/93 Esas, 2016/309 Karar sayılı dava dosyası ile birleştirilmesi, Dairemizin 2021/11745 Esas sayılı dosyasına ilişkin bozma gerekçesine göre, eylemlerin tek suç veya ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2015/811 Esas, 2016/97 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden diğer yönlerden incelenmeksizin hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliği ile BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.02.2024 tarihinde karar verildi.