Mahkûmiyet
Temyiz süresinin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesine göre belirlenmesi gerekirken hüküm fıkrasında 15 gün olarak gösterilmesi suretiyle, tarafların süre konusunda yanıltılması nedeniyle hükme yönelik tebliğden itibaren bir hafta süre geçtikten sonra temyiz talebinde bulunan sanığın temyiz isteğinin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2. Sanığın temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 13.02.2020 tarihli ve 2019/13945 Esas, 2020/2587 sayılı kararı ile mahkemece suça konu belgeler üzerinde gözlem yapılamaması ve sahte belge sayısı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, suçun zincirleme şekilde işlendiğinin kabulü ile temel cezanın 5237 sayılı Kanunun 43. maddesi uyarınca artırılması suretiyle fazla ceza tayini nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bakırköy 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği, ek savunma hakkı verilmediğine ve savunma hakkının kısıtlandığına ilişkindir.
Sanığın, şikâyetçi şirketin maliki olduğu ve şirket çalışanı müşteki ...'ın kullandığı dönemde çalınan araçla bir petrol istasyonu girişinde beklediği esnada, kolluk görevlilerince şüphe üzerine, sanığa kimliğinin sorulduğu ve araç plakasının sorgulandığı olay sırasında, kolluk görevlilerine başkası adına düzenlenmiş üzerinde kendisinin kimlik bilgileri bulunan suça konu sürücü belgesini ibraz eden, gerçeğe aykırı şekilde düzenlediği motorlu araç trafik belgesi, araç tescil belgesi, mali sorumluluk poliçesi ve sahte plakayı kullanan sanık hakkında açılan kamu davasında; sanığın savunması, suça konu motorlu araç trafik belgesi, araç tescil belgesi ve sürücü belgesinin sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğuna dair uzmanlık raporu, mahkeme gözlemi ve tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. Sanık lehine bozma yapılıp, sanığa Yargıtay ilâmının tebliğ edilmiş olması ve 02.02.2015 tarihli oturumda sanığın duruşmadan bağışık tutulmak istediğini belirtmesi nedeniyle, sanığın, bozma ilâmına karşı diyeceklerinin sorulmadığına ve savunma hakkının kısıtlandığına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Belge sayısı gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 61 nci maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
3. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2020/45 esas, 2021/423 Karar sayılı kararına yönelik sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2024 tarihinde karar verildi.