Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.05.2016 tarihli kararıyla sanık hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 156 ncı maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 51 inci maddeleri uyarınca 9 ay hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
2. Anılan kararın sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22.09.2021 tarihli ve 2021/3434 Esas, 2021/6986 Karar sayılı kararıyla basit yargılama usulünün tartışılması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2022 tarihli ve 2021/631 Esas, 2022/163 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62,52 ve 51 inci maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
4. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.09.2022 tarihli ve 2022/81898 sayılı Tebliğnamesi ile uzlaştırma işlemlerinin uygulanması için kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz talebi, katılanın senedin bedelsiz kaldığını yazılı belge ile ispat edemediğine, sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanığın, takas yoluyla 2010 yılında katılana sattığı araç nedeniyle katılandan, 9.000,00 TL bedelli senet aldığı, bu senetle ilgili olarak katılanın 01.03.2010 tarihinde 5.000,00 TL, 14.04.2010 tarihinde 1.500,00 TL ve 06.05.2010 tarihinde 1.500,00 TL olmak üzere toplam 8.000,00 TL PTT havalesi ile sanığa ödeme yapmasına rağmen, sanığın 08.12.2013 tarihinde bahse konu senet ödenmediğinden bahisle icra takibi başlattığı ve bu suretle bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış, mahkemece basit yargılama usulünün uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilerek, sanık savunmaları, katılan beyanları ile tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediğinin kabulü ile hakkında temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. 5237 sayılı Kanun'un 156 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen bedelsiz senedi kullanma suçu 02.12.2016 tarih ve 6763 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi ve uzlaşma hükümlerine tabi olup, soruşturma evresinde katılanın uzlaşmak istemediğini beyan ettiği, usulüne uygun olarak yerine getirilmiş olan uzlaştırma girişimine ilişkin işlemlerin yenilenmesi gerekmediğinden, dosyanın esastan incelenerek bir karar verilmesi gerektiğinden, Tebliğname'deki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
2. İddia, savunma ve tüm dosya kapsamı itibarıyla eylemin sübutuna yönelik kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmadığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve Kanun'a uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2022 tarihli ve 2021/631 Esas, 2022/163 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2024 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden Başkan Vekili ...'ün 30.08.2024 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 232 nci maddesinin beşinci fıkrasına istinaden düşülen işbu şerhin altı imzalanmıştır.